En Son Kale / Jack Vance

27 Haziran 2018

En Son KaleEn Son Kale

En Son Kale’den…

Kalelerin asil halkı, kendilerine bütün güvenlerine rağmen, bazılarının batıl itikat diye alay ettikleri nedenlerle gece vakti kırlarda başıboş dolaşmaktan hoşlanmazlardı. Yıkık harabelerin yanında mecburen geceleyen gezginler daha sonra ne hayaller görmüşler: eski çağlardan kalma müzik sesleri, ay-kasvetlilerinin iniltilerini ya da hayalet avcıların boru seslerini duymuşlar. Diğerleri soluk pembe ve yeşil ışıklar, ormanda koca adımlarla koşan hayaletler görmüşler. Artık ıslak ve soğuk bir harabe olan Hode Manastırı’nın Beyaz Cadı’sının ortalığı dehşete veren çığlığı da meşhurdur…

Buna benzer yüz vaka biliniyordu ve inatçılar bunlarla alay etseler de, hiçbiri gereksiz yere gece vakti kırlarda seyahat etmezdi. Gerçekten de, eğer hayaletler hakikaten trajik ve üzücü olaylara sahne olan yerlere dadanıyorlarsa, o zaman Yaşlı Dünya’nın tüm bölgelerinin sayılamayacak kadar çok hayalet ve hortlağın yuvası olması gerekiyordu -özellikle de Xanten’in kas-arabasıyla geçtiği her kayanın, her çayırın, her dere ve bataklığın insan tecrübelerinden oluşan kalın bir kabukla kaplandığı bu bölgenin.

Ay iyice yükseldi; araba eski yol boyunca kuzeye ilerledi. Çatlak beton dilimler ay ışığında soluk soluk parlıyordu. Xanten iki defa kenarda yanıp sönen turuncu ışıklar gördü ve bir kere de bir servi ağacının gölgesinde ayakta duran uzun boylu, sakin bir siluetin sessizce onun geçişini izlediğini gördüğünü sandı. Xanten, tutsak Mek’in bir dolap çevirmek için plan yaptığını çok iyi biliyordu. Çıkıntıları olmadan Mek kendini kişiliksiz ve sersemlemiş hissediyor olmalıydı, ama Xanten kendi kendine uyuklamaması gerektiğini hatırlattı. Yol bazı yapıların hâlâ ayakta durduğu bir şehirden geçiyordu. Göçebeler bile bu eski şehirlerde barınmazlardı. Havadaki mikroplardan, ya da belki de hüznün kokusundan korkuyorlardı.

Ay en yüksek noktasına erişti. Manzara gümüş renginin, siyahın ve grinin yüzlerce tonuyla uzayıp gidiyordu. Xanten etrafa bakındı ve uygar yaşamın kayda değer bütün zevklerine rağmen, hâlâ Göçebe yaşantısının basitliği ve ferahlığı lehinde söylenebilecek birçok şey olduğunu düşündü. Mek sinsi bir hareket yaptı. Xanten kafasını bile çevirmedi. Kamçısını havada şaklattı. Mek tekrar

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: