Eylembilim / Oğuz Atay

27 Haziran 2018

EylembilimEylembilim

Eylembilim’den…

Bir insan özellikle benim gibi bir insan ne zaman yazmaya başlar? Daha doğrusu, ne zaman onun için yaşadıkları, hissettikleri, düşündükleri artık ifade etmekten kaçamayacağı bir yoğunluğa ulaşır? Bilmiyorum, insan kendisi için böyle bir durumda olduğunu söyleyebilir mi? Bilmiyorum. Büyük bir acı, belki bir aşk, belki de çok başka bir sarsıntı sonucu insan kendini önemli bir kararın öncesinde; belirsiz de olsa, yaklaşan bir değişimin huzursuzluğu içinde bulabilir. Korkulu bir bekleyiştir bu: insan bu bilinmeyen sarsıntının yaklaştığını hissedince bir süre ne yapacağını bilemez. Sonra bütün gücüyle, belki de daha önce hiç hayalinden geçirmediği girişimlere atılır -daha doğrusu kendini daha önce düşünmeye bile cesaret edemeyeceği bir eylemin içinde bulur.

Bir eylemin içinde bulur… daha önce düşünmeye bile cesaret edemeyeceği bir eylem… bir eylemin içinde nasıl bulur insan kendini? Hayalinden bile geçirmediği bir eylemin içinde bulur mu kendini insan? Hayır, böyle bir şey olamaz. Hiç olmazsa daha önce tasarladığı, ya da hayal gücünü açmayan bir durumda insan akıl ve ruh gücünü koruyabilir. İnsan… insan… kim bu insan?

İnsan genel bir isimdir, çeşitli şartlar altında, çeşitli bireyleri ifade etmek için kullanılabilir. Ona, ‘insan’ yerine, meselâ ‘X’ de diyebilirsiniz. Ona ‘X’ denilebilirse, özellikle ben, bu varsayımdan dolayı çok mutlu hissederim kendimi. Çünkü ben bir matematikçiyim ve içinde bulunduğum durumda bütün umudum, başıma gelenleri, bir ‘X’ bilinmeyeninin çözülebilir fonksiyonlarından ibaret olarak görebilmektir. Böylece birçok korkulu rüya hiç yaşanmamış olacaktır.

Ben bir matematik hocasıyım, daha doğrusu bir matematik profesörüyüm -yıllarca, ‘ben bir matematik profesörüyüm’ diyebilmeyi hayal etmiştim; şimdi “hoca” gibi, belirsiz ve kaçak bir deyime sığınıyorum nedense-. Kendime ‘profesör’ demekte güçlük çekiyorsam bu çekingenliğimde meselâ Reşit Beyin de kartvizitinde adından önce aynı başlığı kullanmasının payı büyüktür. Aman Allahım Reşit Bey ve ben: Profesör ve profesör. Olamaz! Bütün olanlardan sonra… Oysa bir zamanlar -evet ne yazık ki öyle zamanlar da vardı- profesör Reşit Beye benzemek için… Hayır

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: