Balık İzlerinin Sesi / Buket Uzuner

29 Haziran 2018

Balık İzlerinin SesiBalık İzlerinin Sesi

Balık İzlerinin Sesi’nden…

Bu kart sayesinde küçük kentin merkezine giden otobüslere, merkezdeki tramvaya ve dağlara tırmanan teleferiğe ücretsiz biniyorduk: Gratis! Ayrıca kütüphanelerde, sinema, tiyatro ve konser salonlarında da kartlarımız geçerliydi.

Kimlik kartlarımızın tam ortasında, ancak çok dikkatle bakılınca görülen pembe bir nokta vardı. Doğrusu bunun ne anlama geldiği üzerine pek kafa yormamıştım.

J Bloğun altıncı katında, 682 numaralı odada kalıyordum. Yanımdaki 688 numaralı oda Romain

Kacew ya da kendi deyişiyle Romain Gary’e verilmişti.

Komşuluk, yapay, hatta zorlama bir ilişkidir. Sabahları, öğle ve akşamları, bazı gece yarıları, çok özel ruh durumu ve saç biçimlerinde komşunuza rastlayabilirsiniz. Gülümsersiniz, selam verir, anlaşılmayacak sözler gevelersiniz. Ya da suratınızı asıp, onu görmezden gelirsiniz. Komşunuz size, siz komşunuza tuhaf, aykırı ve hatta zevksiz geliyor olabilirsiniz, ama komşu evin sahibi siz olmadıkça, komşunuzu seçemezsiniz. Bu yüzden biz seçilmiş özel öğrencilerin komşuluk ilişkileri, normal insanlara oranla çok zayıftır.

Adlar konusunda, en çok sahiplerinin söz hakkı olduğuna inancım nedeniyle komşuma, Romain Gary diye hitap ediyordum.

Komşum Romain Gary, oldukça girişken, diplomat ruhlu, neşeli, bir bakışta saygıdeğer etki yaratabilen, sihirbaz yetenekli bir adamdı. Çok nazikti, yine de bu nezaketi hiç rahatsız etmiyor, yapay kaçmıyordu. Elinde daima yanan ve yanmayı bekleyen ince purolar oluyordu.

O sıralar komşumla ilgili tek sorunum, onun ne zaman ciddi, ne zaman şakacı, hatta dalgacı olduğunu çıkartamamamdı. Öyle kelli felli, oturaklı bir beyefendi görünüşü, öyle görmüş geçirmiş, yatıştırıcı ve inandırıcı bir ses tonu vardı ki, değil dalga geçmek, onun şakalarının bile az şekerli olduğunu düşünüyordu insan. Oysa göremediğim, yalnızca sezinlediğim bir hınzır çocuğun ayak izleri, çılgın bir rüzgârın serseri uğultusu vardı üzerinde. Komşuluk sezgisi olmalı benimkisi! Romain’in bir üst katındaki odada, İsveç asıllı bir Finli kadın kalıyordu. Günnar’ın tanıştırdığı adıyla Tuula, ama Günnar gider gitmez bizlere fısıldadığı kendi seçtiği adla Jeanne’ın seçilmiş, çok özel bir kadın olduğu hemen anlaşılıyordu.

Jeanne, pek çoğumuz gibi birkaç dili kullanımına

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: