Lord Arthur Savile’in Suçu / Oscar Wilde

4 Temmuz 2018

Lord Arthur Savile'in SuçuLord Arthur Savile’in Suçu

Lord Arthur Savile’in Suçu’ndan…

Bir öğleden sonra, Café de la Paix’de dışarda oturmuş, Paris yaşamının ihtişamıyla perişanlığını seyreder, vermutumu içip önümden geçen azamet ile sefaletin tuhaf manzarasını düşünürken, birisinin adımı seslendiğini duydum. Arkama döndüm ve Lord Murchison’u gördüm. Kolejde birlikte olduğumuzdan bu yana, neredeyse on yıldır görüşmemiştik, bu yüzden onunla yeniden karşılaşmaktan sevinç duydum ve hararetle el sıkıştık. Oxford’da çok iyi arkadaştık. Onu çok severdim, öyle yakışıklı, öyle hayat dolu, öyle namuslu biriydi ki aramızda onun hakkında, “her zaman doğruyu söylemek gibi bir huyu olmasa, ondan daha iyi arkadaş bulunmaz,” derdik, yine de öyle sanıyorum ki ona bu kadar hayran olmamızın gerçek sebebi daha çok dürüstlüğüydü. Arkadaşımın epeyce değişmiş olduğunu fark ettim. Endişeli ve şaşkın bir hali vardı, sanki şüphe içinde gibiydi. Bunun bir modern şüphecilik vakası olamayacağını hissettim, çünkü Murchison, Tory’lerin en sağlamıydı ve Lordlar Kabinesi’ne nasıl inanıyorsa Tevrat’ın ilk beş kitabına da öyle sağlam bir şekilde inanırdı; bu yüzden nedenin bir kadın olduğuna karar verdim ve evlenip evlenmediğini sordum.

“Kadınları yeterince iyi anlamıyorum,” diye yanıtladı.

“Sevgili Gerald,” dedim, “kadınlar sevilmek içindir, anlaşılmak için değil.”

“Güvenemediğim bir şeyi sevemem,” diye karşılık verdi.

“Galiba hayatında gizemli bir şey var,” dedim, sesimi yükselterek, “bana ondan söz et.”

“Bir araba gezintisine çıkalım,” diye yanıtladı, “burası çok kalabalık. Hayır, sarı bir araba olmasın, başka herhangi bir renk… işte, o koyu yeşil renklisi uygun.” Birkaç dakika sonra bulvardan aşağıya Madeleine yönüne doğru inmeye başladık.

“Nereye gideceğiz?” dedim.

“Ah, nereye istersen!” diye yanıtladı. “Bois’deki lokantaya gidelim; orada akşam yemeği yeriz ve bana kendinle ilgili her şeyi anlatırsın.”

“İlk önce seninle ilgili olanları duymak istiyorum,” dedim. “Esrarını bana anlat.”

Cebinden gümüş klipsli küçük bir maroken muhafaza çıkardı ve bana uzattı. Muhafazayı açtım. İçinde bir kadın fotoğrafı vardı. Uzun boylu ve ince yapılıydı, iri gizemli gözleri, bağlanmamış saçlarıyla tuhaf bir güzelliği vardı. Bir

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir