Aydaki Kadın / Ahmet Hamdi Tanpınar

24 Temmuz 2018

Aydaki KadınAydaki Kadın

Aydaki Kadın’dan…

Karanlık merdiven, bazı büyük serlerle çiçeklenmiş dükkânları, unutulmuş, ot bürümüş mezarlıkları beraberce andıran acayip ve ağır bir koku içindeydi. Ancak ikinci kata indiği zaman bunun sebebini öğrendi. Sahanlığı baştan aşağı, üst üste tenekeler ve yere yığılmış çiçek demetleri dolduruyordu. Dört akşam evvelki yaş dönümünde Madam ?’ye gönderilmiş çiçekler. Gülünç olmayı gözüne alarak merdivenin ışığını yaktı ve üst üste yığılmış son lâlelere, karanfillere, güllere, su nergislerine, nimfealara, zambaklara baktı. Hepsi yarı solmuş, toprağa karışmağa hasret, kendilerini karanfil, gül, su nergisi, lâle yapan mucizenin son zerrelerini çürük, sonsuzluğa kadar baygın ve boğucu bir şey gibi dört tarafa yayıyorlardı. Buketlerin bir kısmı çözülmemişti bile. Aransa belki bir kısmının üzerinde gönderenlerin kartı bulunabilir.

Dört gece evvel bu kapının arkasında ve bu çiçeklerin arasında en garip tecrübelerimden birini geçirdim. Her cinsten çıplak omuz, göğüs, tebessüm, sahte veya hakikî mücevher parıltısı, pudra, çiçekle karışmış dişi kokusu ve can sıkıntısı. Beyoğlu. Sadece eğlencelerini düşünen küçük sefaret memurları. Onlara alafrangalık namına yaltaklanan, Maurice Dekobra ile Paul Géraldy’nin Toi et moi’sından söz açan hanımlar. Kalantor Ermeni, Rum, Yahudi tüccarları. Alabildiğine yaşamak hırsı, kadın ve para avcılığı. Madam ?, beni misafirlerine Poète Nation diye takdim etti. Dame de Sion’lu bir kız romanımdan bahsetti. Bir Ermeni cemaat namzedi Erceyiş için yazdıklarımı hatırladı. Alkol, âdâb-ı muaşeret ve alâkasızlık su gibi akıyordu. Belki bizden fazla okuyorlar, muhakkak bizden fazla çalışıyorlar, hatta belki bizden fazla ve iyi düşünüyorlar. Fakat bir çeşit kapanma ve alâkasızlık bütün imkânları kurutuyor. Bir yığın kabuklaşmış süfre.. Her şeyi satıhtan almağa mahkûmmuş gibi yaşıyorlar. Beyoğlu… Biraz da onların.

Selim Çöküntü’ye (İflâs’a) bu geceyi koyacaktı. Zaten bunun için gitmişti. Bereket versin Nezihe’ye tesadüf ettim. Genç kadının hatırasıyle gülümsedi. Nasıl dizginini almış at gibi hararetliydi. Nezihe konuşmayı severdi. Ve o kadar çok hikâyesi vardı ki. Acele acele merdivenden indi. «Affedersiniz…» Ve ihtiyar adama böyle sersemce çarptığı için özür diledi

indir

3 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: