Çi / Akilah Azra Kohen

24 Temmuz 2018

ÇiÇi

Çi’den…

Değişik köylerden gelenlerin toplandığı kahve bölgedeki üç köyün tek kahvesiydi. Eşeklerin, atların sırtında gelen gençleri, gelinlerinin, torunlarının kolunda gelen yaşlıları izledi Deniz. Bugün bölgenin tek imamı, dedelerin de katıldığı bir sohbet için herkesi çağırmıştı. Çocuklardaki heyecanı görmese gelmezdi Deniz, dinsel bir vaaz dinleyecek havada kesinlikle değildi. Ama Çavuş’un küçük oğlu Mustafa’nın dedikleri ilgisini çekmişti. Çocuk, “Dinleri konuşacağız, yaşamın nasıl yaratıldığını tartışacağız” demişti.

Kahvede yaşlı, genç, kızlı erkekli, sandalyelerde, yere serdikleri kilimlerde oturan köylülere dikkatle baktı Deniz, yaradılışın tartışıldığı bir felsefe grubundan çok köy düğünü için hazırlanmış gibiydiler. Bölgenin tek kamyoneti geri kalan yaşlıları getirince herkesin hürmetle kalkıp selamlamasını, yer vermelerini izledi. Çocuklar ve yaşlılar el eleydi. Fark edilmemek için kendi köşesinde hiç kıpırdamadan, imamın selamlaşmaları bitirip ortada boş bırakılan halıya oturmasını izledi.

İmamın çevresindeki ilk halkada çocuklar ve yaşlılar, gerideyse köyün geri kalanı vardı. Çaylar dağıtıldı, haller hatırlar soruldu ve imam, Orhan Dede’ye “Hadi Orhan Dede, seni dinliyoruz bugün ne anlatıcan bize” diye seslenince herkes sustu. Orhan Dede kulağındaki işitme cihazını düzeltip konuya girdi: “Zor günler gelipduru ama önemli olan zorluklar değildir, zorluklara rağmen değerleri korumaktır. Şimdiki çocuklara bakıveriyom da şaşırıyom. Pek bi akıllılar, pek bi hızlılar. Soyumuz için bi şeyler yapmak lazım geliveri. Ben bi internet alalım derim.”

Yaşlıların yanında oturan çocuklar sevinçle yerlerinde zıplarlarken köylüler kendi aralarında kısık bir uğultuyla konuştular. Orhan Dede’nin yanındaki Hatice Nine, “Susun gari! Sağar kulaklarım bile ağrıdı” diye söylenene kadar uğultu devam etti.

Konuşmanın bir süresi köylülerin interneti ve bilgisayarı nasıl alacaklarını, nereye koyacaklarını herkesin sırayla nasıl kullanacağını hesaplamalarıyla geçti. Kahveye koymaya karar verdikleri bilgisayarı üç köyün çocuklarının ortak kullanımına açacaklardı. Toprakla uğraşan, tükettiğini üreten insan gelişmiş insandı, paylaşmak bu köylülerin doğasında vardı. Kendini dünyanın en uygar yerinde hissederek dinledi Deniz.

İnternetten sonra, yağmurlarla bozulan futbol sahasını düzlemek, kahvenin önündeki çardağı yenilemek, muhtar odasını boyamak gibi kararlar aldılar. İmam konuşana kadar

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: