Ne Kadarı Yeterli? / Alan Durning

24 Temmuz 2018

Ne Kadarı Yeterli?Ne Kadarı Yeterli?

Ne Kadarı Yeterli?’den…

Endüstri çağından önce talihli ve talihsiz olan kişilerin seyahat ettikleri hızlar arasındaki fark yalnızca atlarla insanların ortalama yürüyüş hızları arasındaki fark kadardı; zenginler ata binmekteydi, yoksullar ise yürümekteydi. Bu ikiye ayrılma durumu yüzyıllarca sürmüştür; Fransız felsefeci Paul Valery’nin bu yüzyılın başlarında yazdığı gibi, “Napolyon, Sezar’dan daha hızlı yolculuk etmiyordu.” Fakat bu kategoriler, geçtiğimiz yüzyıllar boyunca hızla artmıştır. Zenginler atlardan trenlere, oradan da otomobillere ve jet uçaklarına geçtikçe, maksimum hız, yakıt ihtiyacını artırarak yükselmiştir. Yoksullar hala yaklaşık olarak her zamanki hızlarında yürümektedirler, fakat zenginler hızlarını, bir atın hızı olan saatte yaklaşık 10 kilometreden bir jetin hızı olan saatte 1000 kilometreye kadar yükseltmişlerdir.

Zenginlerin tarihsel gelişimi dünyadaki ekonomik sınıfların ulaşım modelleriyle pek paralel değildir; yürüyen yoksullar, bisiklete, trene ve otobüse binen orta gelirli sınıf ve otomobil kullanan tüketici sınıfı. Son olarak, tüketici sınıfının en zengin üyeleri de dünya jet sosyetesini oluşturmaktadır. Bu merdivende oluşan her bir üst basamakla birlikte çevre, yakıtların yarattığı hava kirliliğinin verdiği zarardan daha büyük bir zarar görmektedir. Yürümek ve bisiklet kullanmak gerçekten hiçbir ekolojik zarara sebep olmaz ve kişinin en son yediği yemek dışında hiçbir yakıt gerektirmez. Şehir içi seyahat için otobüsler, metrolar ve tramvaylar, bir kişiyi bir kilometre uzağa götürmek için özel arabaların kullandığından kabaca sekiz kat daha az enerji kullanmaktadır. Uzun yolculuklar için ise, trenler ve otobüsler, ticari jetlerin onda biri ve özel uçakların yirmi yedide biri kadar enerjiye gereksinim duymaktadır.

Yürüyen yoksulların elbette çok az hareket kabiliyeti vardır. Bunların pek çoğu doğdukları yerin 100 kilometreden daha uzağına asla gitmezler. İşlerine kolayca varamayarak, okula gidemeyerek, sağlık kliniklerine ulaşamayarak, şikâyetlerini hükümet dairelerine iletemeyerek ya da büyüyen seyahat tecrübeleri ile ufuklarını genişletemeyerek, ulaşım eksikliği tarafından ciddi şekilde engellenmektedirler. Bu insanlar Andlar’daki ıssız, rüzgârlara açık bir vadi olan “Kuşların Nehri” Pilcomaya gibi yerlerde yaşamaktadırlar. Kerpiç kulübeleri arasındaki büyük arazileri yürüyerek geçmek, bu topraklarda yaşayan koyun çobanları

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: