Pi / Akilah Azra Kohen

24 Temmuz 2018

PiPi

Pi’den…

“Bir düşünceyi iki zıt ucuyla düşünebiliyorsan ve tüm zıtlıklarını hesaplayabiliyorsan ancak o zaman gerçekten anlayabilirsin. Fikrin bir ucunda durmak sadece dengeyi bozar, o fikri öldürür. Fanatiklerin sorunu da budur, öldürürcesine inandıkları fikre sadakatleriyle ihanet ederler aslında. Ortada durmayı beceremiyorsan fikri öldürürsün. Peki nasıl ortada durmayı öğreneceğiz?! Nasıl o incecik, belli belirsiz çizginin üstünde, dengede, cambazlar gibi durup inandığımız her şeye hakkını vereceğiz? Hatalar yaparak! Çünkü en yanlışı anlamadan en doğruya ulaşamazsın. Ama biz yanlış yapmaktan korkuttuğumuz nesiller yetiştirdik. Korkaklık içinde kendini geç kalmış hissedip hareketsizleşen, vazgeçmiş nesillere dönüştüler. Sonra senin neslin geldi.”

Öksürükle kesildi Eti’nin sözleri. Bedeni iyice ağırlaşmış, sinir sistemi tamamen pes etmişti. Bilge hissettiği hüznü kamufle ederek kalkıp su verdi Eti’ye asla içmeyeceğini bilse de.

Beklenenden daha uzun savaşmıştı Eti bu hastalıkla ama yenilmişti, kesindi. Oğlunu Amerika’ya göndermiş, devamı getirilmesi gereken her şeyini Bilge’ye teslim etmiş, uzandığı yatakta aylardır ölümü beklemişti… ama bir türlü gelmemişti. Eti’nin öksürükleri kesilirken hırıltıların arasından mırıldandı.

“Hiçbir zaman düşüncede hazıra konma Bilge! Başkasının oluşturduğu düşünceyi onaylamak için değil, kendimizinkini oluşturmak için buradayız. Anlatılanla değil yaşadıklarınla, araştırdıklarınla anla hayatı. Diğerlerinin felsefesine değil, yaşamın bilimine odaklan ve kendi felsefesini çıkar. Evreni, varoluşu izle. İzledikçe nasıl da her şeyin birbirine sımsıkı bağlı olduğunu, makrodan mikroya ya da mikrodan makroya her şeyin aynı etkiye tabi olduğunu anlayacaksın. Anlamak için emek ver…”

Öksürükler izin vermiyordu konuşmasına, yorgundu ve her kelimeyle daha da yoruluyordu.

Bilge her sabah geliyordu Eti’ye, onunla sohbet etmeye, kimseyle konuşamadığı gibi, kimseyle paylaşamadığı kadar ve her içeri girişte onun gitmiş olacağı düşüncesinin lanetinde.

Eti, artık çıkmazsa Can’a geç kalacağını hatırlatana kadar, o ev aklına gelmemişti ama bir aydır Can Manay’ın ciddi bir yardım alması gerektiğini söylediği halde her seferinde sonra konuşalım yorgunum sözleriyle susturuluyordu.

Eti öksürükten geride kalan nefesiyle, “Lütfen şimdi yalnız bırakma onu…” diye mırıldandığında Bilge, “Merak etmeyin” diye cevap verdi yine

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: