1Q84 / Haruki Murakami

26 Temmuz 2018

1Q841Q84

1Q84’ten…

Aomame ayakkabısız halde dar acil durum merdivenlerinden inmeyi sürdürüyordu. Etrafı açık merdivenlerin aralıklarından rüzgâr uğultular çıkararak esiyordu. Mini eteği dardı, ama yine de, arada sırada aşağıdan gelen rüzgâr eteğini yat yelkeni gibi şişirip de, vücudunu yukarı kaldıracak gibi olunca tedirgin oluyordu. Korkuluk niyetine konmuş boruyu çıplak eliyle sıkıca kavramış, basamak basamak aşağıya doğru ilerledi. Arada sırada yüzünü kapatan saçlarını düzeltip, omzuna çaprazlama astığı çantasının yerini ayarlıyordu.

Aşağıdan 246. Devlet Karayolu geçiyordu. Motor gürültüsü ve korna sesleri, arabaların güvenlik alarmlarının çınlamaları, sağcı propaganda arabasından yükselen eski marşlar, bir yerlerde duvar yıkan vinç çekici… Şehrin olabilecek her türlü gürültüsü etrafını kaplamıştı. Gürültü her yönden, çevresindeki 360 derecelik alandan üzerine yükleniyor, sonra rüzgâra kapılıp gidiyordu. Bu gürültüleri dinledikçe (pek de dinlemek istemiyordu gerçi ama kulaklarını kapatabilecek durumda da değildi) gitgide deniz tutması gibi bir hisse kapıldı.

Merdivenlerden bir süre daha inince, otobana doğru yükselen düz koridoru fark etti. Aksi yönde de koridor aşağı doğru iniyordu.

Etrafı açık merdivenlerin altındaki yolun karşı tarafında beş katlı bir apartman vardı. Kahverengi fayans tuğlalarla kaplı, oldukça yeni bir binaydı. Binanın ön cephesi ondan tarafa bakıyordu, ama pencereleri ya perde ya da güneşliklerle kapatılmıştı. Acaba ne tür bir mimar, Başkent Otobanı ile burun buruna bir yere balkon eklemişti? Böyle bir yere çamaşır asan olmayacağı gibi, akşamüzerleri trafik sıkışıklığını izleyerek cin toniğini yudumlamak isteyen de çıkmazdı. Yine de bazı balkonlarda, sanki bir kuralmış gibi naylon çamaşır ipleri gerilmişti. Birine bahçe koltuğu ile saksıda kauçuk ağacı bile konulmuştu. Kauçuğun yaprakları kıvrılmış, rengi solmuştu. Uçları yırtık pırtık görünen yaprakların birçok yeri kahverengileşmiş, kurumaya yüz tutmuştu. Aomame’nin o kauçuk ağacına acımamasına imkân yoktu. Eğer yeniden doğacak olsa, öyle bir şey olarak doğmayı asla istemezdi.

Acil durum merdivenleri pek kullanılmıyor olacak, yer yer örümcek ağlarıyla kaplanmıştı. Ağlarda küçük, siyah örümcekler asılı halde küçük avlarının gelmesini sabırla bekliyorlardı. Fakat bir örümceğin özel bir sabır

indir

 

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: