Koşmasaydım Yazamazdım / Haruki Murakami

29 Temmuz 2018

Koşmasaydım YazamazdımKoşmasaydım Yazamazdım

Koşmasaydım Yazamazdım’dan…

14 Ağustos, Pazar. Sabah saatlerinde MD’den Carla Thomas ve Otis Redding müzikleri dinleyerek 1 saat 15 dakika koştum. Öğleden sonra spor salonunun havuzunda 1.300 metre yüzüp, akşamüzeri sahile giderek yüzmeye devam ettim. Sonrasında Hanalea kasabasının girişi yakınlarındaki Dolphin Restaurant’ta biramı içip, balık yedim. Walu dedikleri beyaz etli bir balıktı yediğim. Kömür ızgarasında pişirtip, üzerine soya sosu ekledim. Yanında da kızaymış sebze vardı. Bir de kocaman bir salata tabağı ikram olarak geldi.

Ağustos ayının başından beri, bugüne kadar 150 kilometre koştum.

Her gün düzenli koşmaya başlamamın üzerinden çok uzun zaman geçti. Net olarak söylemek gerekirse 1982 yılının sonbaharıydı. Ben o sıralarda 33 yaşıma girmiştim.

Bu tarihten kısa süre öncesine kadar Sendagaya İstasyonu yakınlarında caz bar tarzı bir yer işletiyordum. Üniversiteden çıktıktan sonra hemen (aslında öyle çok part-time iş yapıyordum ki bazı ders kredilerini sonraya bırakmıştım, bu yüzden öğrencilik yıllarımdan itibaren demem gerekir gerçi) Kokubunci İstasyonu’nun güney çıkışındaki bu yeri işletmeye başladım ve üç yıl sonra binada tadilat yapılacağı için Tokyo merkezine taşıdım. Asla büyük bir yer sayılmazdı, ama o kadar küçük de değildi. Kuyruklu piyano konulabilen, ucu ucuna da olsa beşli grubun müzik yapabileceği bir işletmeydi. Öğlenleri kahve servisi yapılıyor, akşamları bar haline geliyordu. Yiyecek olarak idare edecek şeyler çıkartıyor, hafta sonlarında canlı müzik programları düzenliyorduk. O dönemde bu türden bir yer pek fazla olmadığından devamlı müşterilerimiz vardı ve mali bir sıkıntı da çekmiyorduk.

Çevremizdeki insanlar, böylesi sınırlı zevklere hitap eden bir işletmenin uzun ömürlü olamayacağını düşünmüşlerdi, bende işletme zekâsının bulunmadığı kanısındaydılar ama bu öngörüleri büyük ölçüde boşa çıkmıştı. Dürüst olmak gerekirse, işletme konusunda zekâ sahibi olduğumu ben de düşünmüyorum. Sanırım, başarısız olmam halinde bir şansım daha olmayacağı endişesiyle işe canla başla sarılmıştım. Disiplin, sabır ve güçlü bir bünye benim eskiden beri sahip olduğum yegâne şeyler. At örneği vermek gerekirse, yarış atından ziyade, yüke koşulan atlara yakınımdır. Ben maaşlı çalışan bir ailenin çocuğu olduğumdan

indir

 

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: