Buz Gibi Soğuk / Tess Gerritsen

3 Ağustos 2018

Buz Gibi SoğukBuz Gibi Soğuk

Buz Gibi Soğuk’tan…

İlişkilerinin sonuna gelmişlerdi ama ikisi de bunu itiraf edemiyordu. Bunun yerine, sel basan yollardan, trafiğin bu sabah ne kadar berbat olduğundan, Maura’nın Logan Havaalanından bineceği uçağın rötar yapma olasılığından bahsettiler. Akıllarından çıkmayan meseleyi ağızlarına almasalar da Maura Isles, Daniel Brophy’nin bunu düşündüğünü sesinden anladı; kendisinin de aynı şeyi düşündüğü cansız, kısık sesinden anlaşılıyordu. İkisi de aralarında hiçbir şey değişmemiş gibi davranmaya çabalıyordu.

Hayır, her zamanki gibi sevişmeyle sonuçlanan, acı verici konuşmaya kendilerim kaptırıp gece yarışma kadar uyumadıkları için bitkindiler, o kadar. O konuşmalar Maura’nın kendim muhtaç ve talepkâr hissetmesine yol açıyordu hep.

Keşke benimle her gece burada kalabilsen. Keşke her sabah birlikte uyanabilsek.

Şimdi, burada şeninim Maura.

Ama tamamen değil. Seçimini yapana kadar hayır.

Maura pencereden dışarıya, sağanakta sular sıçratarak ilerleyen arabalara baktı. Daniel seçim yapamıyor, diye düşündü. Beni seçse bile, rahipliği bıraksa bile, değerli kilisesini terk etse bile suçluluk duygusu bizimle aynı odada olacak hep, Daniel’in görünmez metresiymiş gibi bize öfkeyle bakacak. Yağmur sularım süpüren silecekleri seyretti; dışarıdaki kasvetli hava, ruh haline uyuyordu.

“Kıl payı yetişeceksin” dedi Daniel. “İnternetten koltuk seçtin mi?”

“Dün seçtim. Uçuş kartım yanımda.”

“Tamam. Bu sana birkaç dakika kazandırır.”

“Ama valizimi kontrole vermem gerek. Kışlık giysilerimi tekerlekli valizime sığdıramadım.”

“Bir tıp konferansı için sıcak ve güneşli bir yer seçmeleri daha mantıklı olurdu. Neden kasımda Wyoming’i seçmişler ki?”

“Jackson Hole güzelmiş.”

“Bermuda da öyle.”

Maura ona bakmaya cesaret etti. Arabanın loşluğu adamın kaygıdan yıpranmış yüzünü gizlese de Maura onun saçlarında giderek artan kırlan görebiliyordu. Bir senede ne kadar yaşlandık, diye düşündü. Aşk ikimizi de yaşlandırdı.

“Geri döndüğümde birlikte sıcak bir yerlere gidelim” dedi.

“Sırf hafta sonu için.” Ardından fütursuz bir kahkaha attı. “Lanet olsun, dünyayı unutup koca bir aylığına gidelim.”

Adam susuyordu.

“Yoksa çok şey mi istiyorum?” dedi Maura usulca.

Patologların kokteylinden erkenden kaçıp Teton köyündeki Four Seasons’ta akşam yemeği

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: