Kale / Steven James – Bowers Dosyaları 2

7 Ağustos 2018

KaleKale

Kale’den…

Tabağımı çevreleyen çatal bıçak takımının ihtişamına bakakaldım. Önce hangi çatalı kullanmam gerektiğini hiçbir zaman hatırlayamam.

Üvey kızım Tessa işaret etti. “Dışta duranı, Patrick. Onunla başlarsın ve içeriye doğru devam edersin.”

“Emin misin?”

Çatallarımı sırayla kaldırdı. Dört lastik bandın üzerine takmış olduğu deri bilezikler, bileğinde yukarıdan aşağıya gidip geldi. “Salata, ana yemek ve sonra da tatlı.”

Tatlı çatalımı bıraktığı anda, ikimizin de bu restoranda ne kadar çok sırıttığımızı fark ettim. Bizden başka herkes smokin veya gece elbisesi giymişti. Bizim üzerimizde ise birer tişört vardı. Benimki Marquette üniversitesinin rengi solmuş spor tişörtüydü; Tessa’nınki ise, “Ölü Tırnak 13” grubunun uzun kollu siyah bir tişörtüydü, üzerinde grubun logosu olan, içine bir tırnak geçmiş göz resmi vardı. Resmin hemen yanına küçük bir rozet takmıştı: “Darfur’u Kurtaralım. HEMEN!”

Tessa, bu akşam için uçuk pembe bir ruj, kuzguni siyah saçlarına uyması için siyah bir oje ve siyah göz farı seçmişti. Geçen ay iznim olmadan yaptırdığı kaş ve burun hızmasına bayıldığım söylenemez. Ancak, şirin olduklarını itiraf etmeliyim. Buruşuk kumaşlı bir eteğin altına giydiği diz altı siyah taytla, biraz kaba, biraz da asi ve karanlık görünüyordu. Yine de on yedi yaşında, çocuksu ve masum bir genç kızdı.

“Masa düzeni hakkında nasıl oluyor da bu kadar çok şey biliyorsun?” diye sordum.

“La Serita’da çalışmıştım. Hatırlasana. Annem ölmeden önce.”

Açıklamasıyla zayıf noktama dokunmuş; beni Christie’nin cenazesine geri götürmüştü. Pencereden dışarıya baktım. Rüzgâr, tüm öğleden sonra tozu dumana katmıştı. Şimdiyse, gün batımından hemen sonra, okyanus dalgalı ve gri görünüyordu. Birkaç martı, suyun dalgalı ve kaba yüzeyine fazla yaklaşan bir balığı yakalamak için arada sırada dalarak bulutların altında amaçsızca dolaşırken güneş ışığından artakalanlar usulca denize süzüldü. “Evet, özür dilerim; sanırım unuttum.” dedim. “Orada ne kadar çalışmıştın?”

“İki gün. Müdür, grup içinde çalışacak bir tutuma sahip olmadığımı söyledi.” Buzlu suyundan bir yudum aldı. “Geri zekâlı!”

Restoranın arka kısmında, sırtımın duvara geldiği bir masa

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: