Şafak Vakti / Stephenie Meyer

8 Ağustos 2018

Şafak VaktiŞafak Vakti

Şafak Vakti’nden…

Çocukluk, sadece doğumdan belli bir yaşa kadar süren bir dönem değildir ve belli bir yaşı da yoktur.

Çocuk büyür ve çocukça şeyleri bırakır. Çocukluk hiç kimsenin ölmediği bir krallıktır.

Edna St. Vincent Millay

Ölümle burun buruna gelme hakkımı fazlasıyla kullanmıştım; bu gerçekten de alışabileceğiniz bir şey değil.

Gerçi, ölümle tekı-ar yüzleşmek tuhaf bir şekilde kaçınılmaz görünmüştü. Sanki gerçekten de felaketleri çeken bir hedeftim. Tekrar ve tekrar kaçtım ama peşimden gelmeyi sürdürdü.

Yine de, bu seferki hepsinden o kadar farklıydı ki.

Korktuğunuz birisinden kaçabilir, nefret ettiğiniz birisiyle savaşabilirsiniz. Bütün tepkilerim bu tür katillere, canavarlara ve düşmanlara göre düzenlenmişti.

Bir vampiri sevdiğinizde, seçim hakkınız kalmaz. Bunun sevdiğiniz kişiyi inciteceğini bile bile nasıl kaçar, nasıl savaşırdınız? Sevdiğinize verebileceğiniz tek şey hayatınızsa, nasıl ver-memezlik ederdiniz? Ya onu gerçekten seviyorsanız?

Kimse seni gözetlemiyor, dedim kendime. Kimse seni gözetlemiyor. Kimse seni gözetlemiyor.

Ama kendime yalan söylerken bile ikna edici olamadığımdan, bakmak zorundaydım.

Orada oturmuş, kasabanın üç trafik ışığından birinin yeşil yanmasını beklerken sağıma baktım, bana doğru dönmüş Bayan Weber’in aracının içine. Gözlerini tam üzerime dikmişti, ürk-tüm. Onu öyle gözlerini dikmiş bakarken yakaladığını halde, neden gözlerini kaçırmadığını ya da utanmadığını merak ettim. Artık insanlara gözünü dikip bakmak kabalık sayılmıyor muydu? Bu kural benim için geçerli değil miydi?

Sonra hatırlayıverdim. Bu camlar öylesine siyahtı ki, herhalde onu öyle alık alık bakarken yakaladığımı görmeyi bırak, içeridekinin ben olduğum hakkında bile en ufak bir fikri olamazdı. Rahatlamaya çalıştım. Yani sadece arabaya bakıyordu, bana değil.

Benim arabama. İç çektim.

Soluma bakıp sızlandım. Kaldırımdaki iki yaya, karşıya geçme şanslarını bana bakakaldıklan için kaçırmışlardı. Arkalarında Bay Marshall’ı gördüm. Hediye dükkânının camının arkasından aval aval bakıyordu. En azından burnunu cama dayamamış-tı. Yani henüz.

Yeşil yandı ve ben kaçar gibi acele ettiğim için düşünmeden gazı kökledim. Eskiden olsa benim antika Chevrolet kamyoneti hareket ettirmek için yumruklamam gerekirdi. Motor, avlanan bir panter

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: