Jedi Arayışı / Kevin J. Anderson

9 Ağustos 2018

Jedi ArayışıJedi Arayışı

Jedi Arayışı’ndan…

Coruscant gezegeninin gölgelerin altında kalmış yüzeyinin çok yukarısında İmparatorluk şehrinin yüksek binaları gökyüzüne doğru uzanmaktaydı. Binaların köşetaşları binlerce nesilden be-ri yerlerini muhafaz etmekteydiler. Geçmişleri biçimlendirici Eski Cumhuriyet’in zamanına kadar uzanmaktaydı. Bin yıllardır enkaz haline gelmiş eski şehrin üzerine yüksek, daha yüksek yapılar kurulmuştu.

Luke Skywalker, eski İmparatorluk Sarayı’nın anıtsal ön yüzünden dışarı doğru çıkan yolcu gemileri iniş platformuna adımını attı. Rüzgâr oldukça sert esiyordu. Jedi cüppesinin başlığını geriye doğru itti.

Gökyüzüne doğru baktı, Coruscant’ı ardındaki boşluktan koruyan atmosferi inceledi. Zarar görmüş gemiler, İmparatorluk’tan arda kalanlarla süren iç savaş sırasında çıkan korkunç çatışmaların enkazı olarak hâlâ yörüngede duruyorlardı.

Binaların çok daha yukarısında uçurtmaya benzeten şahin-yarasalar, şehrin kanyonlarından yükselen termal akımlar sayesinde havada süzülüyorlardı. Seyrettiği sırada bir şahin-yarasa aşağı doğru pike yaptı; eski yapıların arasındaki karanlık yarıklardan birinin içine daldı. Dışarı çıktığında pençelerinde silindir şeklinde üzerinden kanlar damlayan bir yaratık vardı… bir granit sülüğü belki.

Luke bir süre bekledi. İçindeki endişeleri bastırmak için Jedi meditasyon tekniğini kullandı. Daha genç bir adamken sabırsız ve kıpır kıpırdı, içi belirsizlikle doluydu. Ama Yoda ona diğer pek çok şeyle birlikte sabırlı olmayı da öğretmişti. Gerçek bir Jedi Şövalyesi ne kadar ge-rekiyorsa beklerdi.

Yeni Cumhuriyet Senatosu yaklaşık bir saatten beri görüşme halindeydi, hâlâ günlük konular hakkında tartışıyorlardı. Biraz daha konuştuktan sonra Luke onların dikkatini çekmek istiyordu.

Bir zamanlar Eski Cumhuriyet’in başkenti olan uçsuz bucaksız İm-paratorluk Şehri, Yeni Cumhuriyet’in merkezi olduğunundan bu yana o kadar da değişmemişti. Bir zamanlar İmparator Palpatine’in sarayı olan ama şimdi Kapitol(Meclis) binası olarak kullanılan yapı, cilalı gri-yeşil taşlardan ve aynalı kristallerden oluşan tasarımıyla, şehirdeki tüm binaların olduğu gibi bitişiğindeki Senato binasının da üzerinde yükseliyordu.

İç Savaşı takiben Büyük Amiral Thrawn’un çöküşü esnasında, İmparatorluk şehrinin büyük bir kısmı harabeye dönmüştü. Eski İmparatorluk’tan geriye kalan çeşitli gruplar, savaşlarını İmparator’un kendi gezegeninde sürdürmeye devam etmişler, birçok bölge yıkılan binalar ve çakılan gemilerden

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: