Cestus Hilesi / Steven Barnes

10 Ağustos 2018

Cestus HilesiCestus Hilesi

Cestus Hilesi’nden…

Yarım milenyum boyunca Coruscant, Cumhuriyet’in galaktik tacının en parlak mücevheri olmayı sürdürdü. Köprüleri ve kemerli solaryumu, hiçbir liderin sözünün tartışılmaz ve hiçbir gökdelenin fazla göz kamaştırıcı olmadığı, aklın evrene hakim geldiğinin düşünülmeye başlanmadığı dönemlere aitti.

Klon Savaşları’nın başlamasıyla bazıları bu ihtişamlı günlerin sona erdiğini düşünmeye başladı. Haber holo’ları zaferler ve yenilgilerden bahsederken, gökyüzünden alevler içerisinde düşen gemileri, çarpışan devasa orduları ve sona eren sayısız düşü hayal edebilmek çok kolaydı. Gün gelip de tüm galaksiyi sarmakta olan bu alevin kıvılcımlarının Cumhuriyet’in mücevherine sıçrayıp sıçramayacağını düşünmemek de elde değildi. Bu dönem şehir kelimesinin başarıyı değil de zayıflığı temsil ettiği bir dönemdi. Bir sığınak değil de bir tuzak.

Fakat tüm bu endişelere rağmen Coruscant’ın milyarlarca sakini inançlarını kaybetmeyip gündelik yaşamlarına devam etti. Eğri gagalı bir thrantcill sürüsü Coruscant’ın sakin ve soluk mavi gökyüzünden mükemmel elmas formasyonunda uçarak geçti. Yüz binlerce yıl boyunca kış gelince güneye göç etmişlerdi ve bu sene de diğerlerinden farklı değildi. Siyah gözleri medeniyetin Coruscant’taki vahşi yaşamı nasıl gün be gün uzaklara sürdüğünü izlemişti. Gezegenin eski sahipleri artık durasteel vadilerde yem aramak zorundaydı çünkü doğal yaşam alanlarının yerini suni bataklıklar ve permacrete ormanlar almıştı. Bu dönem yüz binlerce farklı dünyadan gelen olağanüstü şeylerin ve kişilerin dönemiydi. Bu iyimserliğin, hayallerin ve önüne geçilmez hırsların dönemiydi.

Görebilecek kadar zeki olanlar için büyük fırsatlar dönemiydi.

İki kişilik Limulus-sınıfı aracın kırmızı ve beyaz diskleri Coruscant’ın bulut örtüsünü yararak geçti. Sabah güneşinde bir buz parçası gibi ışıldıyordu. Duyulmayan bir müzikle dans eder gibi hiperiticilerini yörüngede bıraktı ve bulutları geçerek kibar bir öpücük gibi nazikçe yere iniş yaptı. Pürüzsüz ve cam gibi olan gövdesi açıldı. Dikdörtgen şeklinde bir bölüm belirdi ve ardından açıldı. Kahverengi cübbeli, uzun boylu ve sakallı bir adam kapıda göründü ve aşağı atladı, onun ardından tıraşlı diğer bir yolcu belirdi.

Sakallı adamın adı Obi-Wan Kenobi’ydi. Uzun yıllardan beri hizmet

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: