Bakır Atlı / Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

12 Ağustos 2018

Bakır AtlıBakır Atlı

Bakır Atlı’dan…

Çingeneler gürültülü yığınlarıyla

Besarabya kırlarında göç ediyorlar.

Bugün bir su yamacında obalarıyla

Onlar harap çergelerde geceliyorlar.

Özgürlük gibi, konakları sevinç dolu

Ve barışçıl uykuları gökler altında;

Yarım asılı kilimlerle örtülü

Arabaların tekerleri arasında

Yanıyor ateş. Bir aile ocağın yanında

Akşam aşını pişiriyor. Yüzünde çayırın

Otlanıyor atlar. Çergenin ardında

Açıkta yatıyor evcil bir ayı.

Her şey dipdiri bağrında bozkırın:

Sabahleyin kısa yolculuğuna hazır

Çingene yuvalarının barışçıl tasası,

Kadınların şarkıları, çocuk bağırışları,

Ve yürüyüş örsünün çınıltısı.

Ama sonra üzerine göçebe kampının

İniyor uykulu bir sessizlik,

Sadece duyuluyor ıssızlığında kırların

Köpek havlaması ve at kişnemesi.

Her yanda alazlar sönmüş,

Her şey dingin, ay parıldıyor

Bir başına yücelerinden gökyüzünün

Ve sessiz obayı aydınlatıyor.

Giray oturuyordu, bakışları dalgın;

Ağzında tütüyordu kehribar çubuğu;

Sıralanıyordu çevresinde müthiş hanın

Susan bir seçkin kullar topluluğu.

Her şey sessizdi sarayın içinde;

Hükümdara tapınırcasına herkes

Gazabın ve kederin belirtilerini

Okuyordu kararan çehresinde.

Ama mağrur han bunalınca,

Tahammülsüz bir el sallayışıyla

Herkes, iki büklüm, uzaklaşıyor.

Şaşaasında bir başına yaşıyor o;

Daha özgürce göğüs geçiriyor,

Ciddi alnı daha canlı

Yüreğinin galeyanını anlatıyor.

Fırtına bulutlarını öyle yansıtır

Körfezin kımıltılı camları.

Gururlu ruhunu Giray’ın devindiren ne?

Sarmış nasıl bir düşünce usunu?

Rusya üzerine mi yürüyor savaşla yine,

Yoksa Polonya’ya götürüyor kendi yasasını,

Kan gütmeyle mi yanıp tutuşuyor,

Fitne mi ortaya çıkardı ordu saflarında,

Doğu halklarından mı, yoksa sinsi Cenova’nın

Ama sonra, doymuş yıkımlarına

Ve arsız huysuzluğundan yorgun,

Neva eğimlendi geriye doğru,

Kendi hırçınlığına olmuş hayran

Ve terkederek küçümsemeyle ortalarda

Bütün şikarını. Bir kıyacı aynı böyle,

Peşinde gözü dönmüş çetesiyle

Köyleri basar, keser, kırar,

Yıkar ve yağmalar; inleyişler, naralar,

Şiddet, sövgü, bağırış, ilenmeler!..

Ve çok oyalanmış da vurgunla,

İzlenmek korkusundan ve yorgun,

Haydutlar dönmektedir ivedi evlerine,

Ganimetlerini döke saça yol boyunca.

Sular çekildi ve köprüyolu

Açıldı ve Yevgenim benim

İvedi koşuyor, tutulmuş ruhu,

Umut, korku ve tasa içinde

Koşuyor yatışmaya duran nehre

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: