Ödül / Anna Seghers

16 Ağustos 2018

ÖdülÖdül

Ödül’den…

Tarladan en son Bastian döndü. Çitin kapısını kapadı, çapanın çamurunu kazıyarak odunluktaki yerine koydu, tulumbada elini yüzünü yıkadı. Yüzü hâlâ yere dönüktü, yüzlerce kez eğilip kalkmaktan sırtı kamburlaştığından omuzları düşüktü. Evin önüne geldiğinde son bir kez daha eğildi. Dora’nın sepetinden düşen iki patatesi almak istemişti. Başı döndü. Bir an için ellerini dayamasa yere kapaklanacaktı. İşte o an sırtında korkunç bir yük duydu. Hemen ardında duran ölüm, ellerini kaldırmış, hafif bir yük daha yüklemek için bekliyordu. Bu, adamın sonu olurdu.

Yerden güç alarak tam zamanında kalktı ve inleyerek doğruldu. Sol eliyle patatesleri tutarken sağ eliyle kapının sürmesini kavradı.

Kapının tam karşısında, yemek masasının ardında kadın oturuyordu. Yanındaki sıranın üstünde, büyükten küçüğe dört çocuk sıralanmıştı. Kadın beşinciyi kucağına almıştı. Yüzleri, tabaklardan çıkan buharın ardında kaybolmuştu. Yemeklerin kokusunu duyan köylünün bir kez daha başı döndü. Ama baş dönmesi bu kez o kadar güçlü değildi. Açlıktan midesi kazmıyordu. Şimdi tek bir isteği vardı; yemeğe saldırmak .başını tabağa gömmek.. Masanın öbür kenarındaki tek sandalyeye, kendi sandalyesine yaklaştı.

Yemek buharına yaklaştıkça yürek atışları hızlandı. Yine de her zaman koruduğu düzenle, yerine oturdu. Baş ve işaret parmağıyla sakalını karıştırdı.

Çocuklar onu sabırsızlıkla izliyorlardı, burun delikleri bir açılıp bir kapanıyor, elleriyle tabaklarını kapamaya çalışıyorlardı. Duanın ilk sözlerinin odadaki sessizliği bozmasıyla birlikte yemeklerine uyguladıkları koruma kaldırıldı.

Bastian günahlarının bağışlanmasını dilediği bölüme geldiğinde bahçe kapısının sesi duyuldu. Birinin eve doğru yaklaştığını işitiyordu. Bütün gücüyle bu sese aldırmamaya çalıştı, sesini yükletti. Çocukların hiçbiri başını kaldırmadı. Ama, akşam karanlığındaki odaya bir gölgenin dolduğunu farkedince kapıda birisinin durduğunu ve bedeniyle kapı boşluğunu kapladığını anladılar.

Amin. Bastian arkasına döndü. Kapıdaki kişiyi tanımıyordu. Sık sık uğrayan gençlerden biridir, diye düşündü. Üzerinde kısa pantolon, deri kemer, mavi keten gömlek ve kayışına bir ceket asılmış sırt çantası vardı. Kir ve ter kaplı yüzünde, açık renkli küçük gözlerine dek sıkılganlık okunuyordu. «Ben Johanıı Schulz, Georg Schulz’un

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: