Transit / Anna Seghers

16 Ağustos 2018

TransitTransit

Transit’ten…

Tam bu anda ağzı açık kalıverdi ve bakışları çitin ötesine dikiliverdi. Dönüp baktım ve gördüm, hayır hayır, duydum. Önce gördüğümü mü, yoksa duyduğumu mu kestiremiyeceğim. Belki ikisi de bir andaydı. Motörü çalıştırılmağa başlamış kamyonun sesi motosikletlerin gürültüsünü bastırmıştı, belki! Çitin. arkasında motosikletli iki kişi duruyordu ve sepetlerinde ikişer insan vardı. Haki renk üniformalıydılar. Adamlardan birinin Almanca: «Hay bok canına olsun, yeni kayış da şimdi koptu!» dediğini duydum.

Almanlar çıkagelmişlerdi! Bana yetişmişlerdi. Almanların varışını kafamda nasıl canlandırmış olduğumu bilemiyorum. Gökgürültüsü ve yer sarsıntısı gibi bir şey sanmıştım, belki! Fakat önce hiç bir olay geçmedi, çitin arkasına iki motosiklet geldi. Ne var ki tesiri, kafamdaki kadar büyük, hatta belki daha da büyük oldu. Uyuşup kalmıştım, olduğum yerde. Gömleğim sırsıklam olmuştu, bir anda. İlk kamptan kaçarken, hatta uçak saldırıları altında cephane boşaltırken hissetmediğim bir duygu vardı içimde. Ömrümde ilk olarak ölüm korkusu duymaktaydım.

Biraz daha katlanmanızı, dilerim. Asıl konuya geçeceğim az sonra. Anlıyorsunuz, belki de! Birine anlatmalı herşeyi sırasıyla, eninde sonunda. Neden öylesine korkmuş olduğumu bugün kendime bile açıklayamıyorum. Kimliğimin anlaşılmasından mı? Kurşuna dizilmekten mi? Doklarda çalışırken de böylesine usulca yokolabilirdim. Almanya’ya geri gönderilmekten mi? İşkenceyle yavaş yavaş öldürülmekten mi? Ren’i yazerek geçerken de bu düşünceye kapılmıştım. Hem ben, sıkışık durumda yaşamağa alışmıştım; memleketteydim durum kötüye gittiğinde. Böylesine çok korktuğum şey üzerine bir düşU.nünce, korkum bir parça azaldı.

Akla en yakın ve en kolay davranışı yaparak, yerimden kımıldamadım. Kemerimi an önce iki delik gevşetecektim; onu yaptım. Anlamsız bir yüzle karısına yaklaşan köylü: «Şimdi yerimizde kalabiliriz, pekala!» dedi. Kadın da, rahatlamış olarak: «Elbette.» cevabını verdi. «Fakat sen samanlığa git. Ben onlarla meşgul olurum,. yemezler beni.» Kocası: «Beni de!» dedi «Asker değilim, sakat ayağımı gösteririm.»

Bu sırada çitin arkasındaki çayırlığa bütün bir motorlü müfreze varmıştı. Fakat bahçeye uğrıyan bile olmadı. Üç dakika sonra uzaklaştılar. Dört yıldır ilk defa yine duyuyordum Almanca buyrukları. Oh

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: