Osmanlı Düşünce Dünyası ve Tarihyazımı / İlber Ortaylı

22 Ağustos 2018

Osmanlı Düşünce Dünyası ve TarihyazımıOsmanlı Düşünce Dünyası ve Tarihyazımı

Osmanlı Düşünce Dünyası ve Tarihyazımı’ndan…

Yunan tarih yazıcılığı dediğimiz zaman, yani Herodot (MÖ 5. asır), Thukydides ve diğerlerinde mitosun, efsanenin tarihyazımından çekilmesi söz konusudur. Bilindiği gibi epope tarzı en iyi ifadesini Homeros’ta (MÖ 850’ye doğru) ve ondan sonra Hesiodos’ta (MÖ VIII. yüzyılda) bulmuştur. Hesiodos efsanenin dışında kendini de anlatan biri aynı zamanda (Gerçi Hesiodos’un üslûb-bilgi olarak Homeros’un çok gerisinde olduğu malûm). Mitosun düşüşü bilhassa Thukydides’te (MÖ 4. asır) açığa çıkacak.

Meselâ, İlyada’da çok uzun pasajlar hâlinde anlatılan Troya Savaşı’nda tanrılarla insanların ilişkileri; tanrıların tıpkı insanlar gibi işin içine entrikalara karışması görülür. Athena Pallas, Paris’e kızdığı için Akhaiaların tarafını tutuyor, buna karşılık Afrodit, Paris’ten güzellik elmasını aldığı için Troyalıları tutuyor. Zeus bu tanrıların taraf tutup entrika gütmesine kızıyor; “Karışmayın işe, sizin yüzünüzden savaş uzuyor,” diyor. “Peki o zaman biz karışmayalım işe de,” diyor babasına Athena, “Akhaialılara akıl verelim,” diyor.

Verdiği akıl malûm, tahta atın Troya’ya sokulması. Böyle bir mitosa dayalı epope, meselâ Thukydides’te değişir: Thukydides; “Bu savaşın uzun sürmesinin nedeni o zamanki gemiler iyi değildi”, “yeterince taşıma yapılamıyor, asker, mühimmat gelemiyordu,” diyor. Sonra “bu Akhaialılar yağmacıydı, etrafı yağmalamakla vakit geçirdiler onun için iş uzadı,” diyor. Yani bir anda efsaneyi siliyor. Gerçek neden arıyor. Peleponneslileri anlatırken bütün o şehirlerin aralarındaki iktisadî çekişmeler, âdetler üzerinde durur; objektif, soğukkanlı bir tarihyazımı başlamıştı.

Ondan evvel Herodot’ta gerçekçi bir yaklaşım başlar -ki tam bir tarihçi sayılmamakla birlikte, tarihin babası vasfını bizce hak eder; çünkü dünyada başkaları da olduğunu, onların bir tarz-ı hayatı, dini olduğunu, tanrıları olduğunu, geçmişleri olduğunu görüyor, saygı duyuyor. Çünkü görmüş ki, sırf Yunan’ın değil başkalarının da pekâlâ manidar ve zengin söylemli tanrıları var- İlyada’daki gibi tanrılar doğrudan idare etmiyorlar, ama âdeta bir ilâhî düzenin kuruluşu var. Henüz efsane motiflerinden kurtulmamış, ama gerçekçi bir muhakeme var. Bu bakımdan Yunan nesri, klasik devirde soğukkanlı bakışın, inceliğin bir tarihidir ve bizim bugün anladığımız

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: