Üç Kıtada Osmanlılar / İlber Ortaylı

23 Ağustos 2018

Üç Kıtada OsmanlılarÜç Kıtada Osmanlılar

Üç Kıtada Osmanlılar’dan…

Osmanlı İmparatorluğu Marmara Bölgesi’nde küçük bir beylik olarak doğdu, gelişti; fakat bu ilk yılların üzerinden daha 100 yıl geçmemişti ki Balkanlar’da ve Ege’de hâkimiyeti tesis etti ve bu Balkan hâkimiyeti hemen hemen bugünkü Bulgaristan ve Yunanistan’ın tamamını kapsadı. Çok kısa bir süre sonra Adriyatik, Tuna Nehri, Karadeniz kıyıları ve Mezopotamya’ya kadar uzandı. İkinci asrında Akdeniz’in batı yakası hariç, kuzeyi ve Kuzey Afrika da dahil çepeçevre saran bir imparatorluk olmuştu. Yani başka bir deyişle, gerek müesseseleri, gerek hayatı, gerek üniversalist hâkimiyet anlayışı ve gerek coğrafyası itibariyle bir Üçüncü Roma idi.

Akdeniz dünyası üzerinde kurulu olan Osmanlı İmparatorluğu bu bölgenin son muhteşem imparatorluğuydu ve onu bütün kültürleri, bütün mirasıyla birlikte barındıran ve çağdaş dünyaya taşıyan, asıl tarihî vazifesi de bu olan bir devletti, bir Akdeniz imparatorluğuydu.

Nedir bu Akdeniz dünyası? Akdeniz hiç şüphe yok yeryüzü tarihinde, insanlık tarihinde her şeyden evvel bir kültür çevresidir. Yani Almanlardan alınan ödünç bir kelimeyle “Kulturkreis”dır. Dünyada başka kültür çevreleri de vardır. Hint dünyası gibi, Çin gibi. Çin, yazısıyla ve ananeleriyle bulunduğu bölgede modellik etmiştir. Fakat hiç şüphe yok ki dünya ile bağlantısı kopuktur. Sınırlı ticarî ilişkiler dolayısıyla pragmatik bir şekilde, ipeğiyle, çok sonraları barutuyla, kâğıdıyla belirli katkıları olmuştur. Ama beşeriyetin ortak macerasında Çin dilinin, Çin yazısının, Çin tefekkürünün, hatta bizzat Çin’in büyük bir payı olduğunu, katkısı olduğunu söylemek mümkün değildir. O ayrı bir kültür çevresidir ve zamanımıza kadar da, dünyanın diğer kesimleriyle ana arterlerini bağlamak konusunda son derece sınırlı davranmıştır. Bundan sonra ne olacağını bilemeyiz.

Gene Hindistan, kültürü dolayısıyla en azından insanlığa sıfırı, aritmetik işlemlerindeki sıfırı öğreten bir kültür olması dolayısıyla önemlidir. Fakat bu Hindistan’ı çeviren muazzam Hint Okyanusu ve kuzeyindeki dağlar dolayısıyla dış dünyayla teması her zaman sınırlı kalmıştır. Buna rağmen Helenizm döneminde, İskender seferleri sırasında bir Yunanlılık tespiti mümkündür ve gene aynı şekilde Mezopotamya ve İran’ın üzerinde Hindistan’ın matematiğiyle

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: