Portedeki Hayalet – Müziğin Sosyolojisi Üzerine Denemeler / Ali Ergur

30 Ağustos 2018

Portedeki Hayalet - Müziğin Sosyolojisi Üzerine DenemelerPortedeki Hayalet – Müziğin Sosyolojisi Üzerine Denemeler

Portedeki Hayalet – Müziğin Sosyolojisi Üzerine Denemeler’den…

Yıllar önce, feminist müzikoloji metinlerinin varlığını keşfettiğimde, müziğin salt müzikal dokusunun altında tüm bir cinsiyet-temelli göstergeler bağlamının farkına varmış olmanın yarattığı heyecanla, o zamanlar sık görüştüğüm bir arkadaşıma bu konudan bahsetmiştim. Anlattıklarımı tam olarak anlamak istediğini sanmıyorum. O yüzden olsa gerek, o sırada CD çalardan duyulmakta olan Brahms’ın üçüncü senfonisini kastederek; “evet ama, böyle bir müziğin güzelliğinin yanında bunların ne anlamı var ki?” demişti. Klasik müziğe özel düşkünlüğü olan bu arkadaşımın bu yanıtı karşısında hiçbir şey söylemedim; apayrı frekanslarda olduğumuzu anlamıştım. Ancak bu deneyim bana birkaç şeyi birden öğretti. Birincisi, genel-geçer beğenilerin eleştirilmesinin güçlüğünü. Ortalama gusto ölçülerinin kitle insanı değerlerinde ne denli tutucu hale gelebildiği, üstelik bu beğeni donmasının yalnızca bir toplumsal sınıfın özelliği olmadığını, her sınıfsal davranışta benzer tutuculaşmalar olabileceğini anlamıştım.

Bundan öte bu sabitlenmiş kodların, çeşitli düzeylerde iktidar simgesellerine dönüştüklerini, biraz incelikli bir eleştirel bakış hemen görebilirdi. Bu nedenle de eleştirilmeleri, yalnızca bireylerin beğeni ölçülerinin zedelenmesi değil, bundan önemlisi, kişiliklerini yasladıkları kültürel iktidar dayanaklarını deviriyordu. İkinci olarak, söz konusu kültürel iktidarlarının aslında büyük oranda cinsiyet-temelli oldukları ortaya çıkmaktaydı. Zira, iktidar kavramının özünde gizlenen erillik, hangi temsil düzleminde olursa olsun, kendini belli etme gereği duyan, bu dünyada kimin söz sahibi ve egemen olduğunun altını çizen bir özelliğe sahipti; öyleyse her kültürel göstergede izleri aranabilir, ataerkil düzenin yeniden-üretim mekanizmaları açığa çıkarılabilirdi.

Ortalama beğeni sahibi birey üzerinde bozulma etkisi yapan his, üzerine kişiliğini kurduğunu sandığı ifade katmanlarının dengesizleşmesinden çok, asıl bu, en temelden varlığını peşinen kabullenmiş olduğu ve kendi varoluş koşullarıyla sürekli yeniden ürettiği ataerkil iktidarın üzerinde bir tehdit algılamasıydı. Böylece sanatsal ifadelerin, ama kendi ilgi alanım içerisinde özellikle müziğin; ‘güzel sesler’den başka şeyler de olduğunu düşünmeye, sonra da bu başka şeyleri, yani müziğin ideolojik alt-yapısını incelemeye başladım. Üçüncü katkı, toplum bilimlerinde bile (belki de özellikle orada), müziğe dayalı

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: