Muhteşem Süleyman / Andre Clot

9 Eylül 2018

Muhteşem SüleymanMuhteşem Süleyman

Muhteşem Süleyman’dan…

İşsiz güçsüz ya da çevresiyle bir ilişiği kalmamış gezginleri, zulümden kaçan dinsizleri hatta ganimet peşinde koşan Hıristiyanları kendilerine bağlarlardı. Böylece Sivas’ı, Konya’yı yağmaladılar. Bir süre sonra, Selçuklu İmparatorluğu’nun dışında kalmış Türk kitleleri de onlara katıldı. Selçuklu’yu İlhanlılar’ın (Cengiz Han’ın torunu Hülagü tarafından kurulan devlet) vesayeti altına sokan Moğol istilası Türk boylarının Batı’ya doğru göçlerini hızlandırdı. Yeni yerleşim alanları bulabilmek için Bizanslılara saldırdılar ve gazilerle birleştiler.

İşte tam bu sırada, sonuçları hesaplanamayacak bir olay meydana gelir: Bizans’ın Doğu’daki savunma hattı çöker. Dördüncü Haçlı Seferi’nin Latinleri, 1204’ten beri işgal altında tuttukları Konstantinopolis’i terk ederler ve İmparator VIII. Mikhail Palaiologos başkente geri döner. Böylece imparatorluğun çekim merkezi yeniden Batı’ya doğru devinir. Palaiologoslar’a düşman olan Tekfurlar, sınırları kollamayı boşlarlar.

Açılan gedikten içeriye gaziler doluşur ve her biri, Bizans’ın kalıntılarından, silahının gücüyle orantılı bir parçayı yutar. Anadolu bu yolla birçok gazi beyliğine bölünür. Zafere ulaşan her bey kendi hanedanını kurar. Bunlardan bir kısmı kısa sürede ortadan kalkar, bazılarıysa uzun yıllar yaşar. Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun, en azından görünüşte yerini almış olan Konya Selçukluları’yla ilişkileri alabildiğine gevşektir ve Konya’ya hemen hemen tabi bile değillerdir. Toprakları Ege’ye kıyı olan Aydın, Karaman ve Menteşe beylikleri, korsanlık yoluyla bayağı zenginleşmişlerdir. Osmanlı Beyliği onlarla kıyaslanamaz bile. Toprakları Anadolu’nun kuzeybatısında, Türk-Bizans sınırının ucunda, denizden ve verimli yağma kaynaklarından alabildiğine uzakta yer almaktadır. Ama cesaret ve uygun fırsatlardan yararlanma yeteneği, ne Osman’da, ne de ardıllarında eksik olacaktır.

Osman’ın dehası, gelenekleriyle, loncalarıyla, eski Müslüman dünyadan ve İran-Sasani egemenliğindeki Doğu’dan miras uygarlığıyla, büyük ölçüde Selçuklular’dan esinlenmiş bir devletin temelini çabucak atabilmesinde görülmektedir. 1301 ‘de Bizans İmparatoru’nun üzerine gönderdiği orduyu bozguna uğrattıktan sonra, İznik’i ele geçirir. Bu zafer ününü artırırken, yalnız başıbozuk ve çapulcuları değil, ama bilgeleri, sanatçıları, kentlerin aydın tabakalarını da yanına çekmesine yol açar.

Ulema denen din adamları ve kadılar, etkin bir yönetim sistemi kurma imkânının yanı sıra, ona, Müslümanların, Hıristiyan

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: