Ayrı Yol / Andre Gide

10 Eylül 2018

Ayrı YolAyrı Yol

Ayrı Yol’dan…

Paris’te gerekli şeyleri satın almak, sonra birkaç yakınımızı görmek için gereken bir süre kaldık ancak, temmuzun ilk günlerinde Moriniere’e geldik.

Moriniere, önce de söylediğim gibi, Lisieux ile Pont- l’EvequE arasında, bildiğim bölgelerin en gölgelisinde, en sulusundadır. Hafifçe kıvrılan, sayısız, dar vadicikler, birdenbire düzleşip denize kadar uzanan Auge vadisi yakınlarında sona erer. Ne ufuk, ne bir şey; gizem dolu, baltalık korular; birkaç tarla, ama her şeyden önce çayırlar, otlaklar, otları iki kez biçilen, güneş alçaldı mı üzerlerinde sayısız elma ağaçlarının gölgeleri birleşen, içlerinde serbest serbest sürüler otlayan otlaklar; her çukurda su, küçük bir göl, bir su birikintisi ya da ırmak. Sürekli şırıltılar duyulur hep.

Ah! evi nasıl da tanıdım! Mavi çatılarını, tuğladan, taştan duvarlarını, hendeklerini, uyuyan sulardaki yansımaları nasıl tanıdım… On iki kişiden fazla insanı rahat rahat barındırabilecek bir eski evdi bu; Marceline, üç uşak, arada sırada da ben, evi oturulur duruma getirebilmek için epeyce çalışacaktık. Bocage adındaki yaşlı kâhyamız, birkaç odayı elinden geldiğince hazırlatmıştı; eski mobilyalar yirmi yıllık uykularından uyandılar; her şey anımsadığım gibi kalmıştı, tavan kaplamaları pek de fazla harap olmamıştı, odalarda rahatça yaşanabilirdi. Bocage bizi daha iyi karşılamak için, bulduğu bütün vazoları çiçeklerle doldurmuştu. Büyük avluyu, bahçenin eve en yakın yollarını ayıklayıp temizletmişti. Geldiğimiz zaman, ev güneşin son ışıkları altındaydı; önündeki vadiden, kımıltısız bir sis yükselmişti, hem ırmağı perdeliyor, hem de varlığını belirtiyordu. Gelmemize az kala, ot kokusunu birden bire tanıdım; evin çevresinde kırlangıçların tiz çığlıklarını işitince de bütün geçmiş ayaklanıverdi birdenbire, sanki beni bekliyorlardı, beni tanıyor, beni kucaklamak istiyorlardı.

Birkaç gün sonra, ev aşağı yukarı rahatça oturulur bir duruma girdi; ama çalışmaya başlayabilirdim, gecikiyordum, geçmişimi inceden inceye anımsamaya dalmıştım; ayrıca çok geçmeden yeni bir heyecan konusu daha çıkmıştı: Marceline, gelişimizden bir hafta sonra, gebe olduğunu söylemişti.

O günden sonra, ona daha iyi, daha fazla bakmak zorundaymışım, daha fazla bir sevgiye hak kazanmış gibi

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: