Mutlu Aşk Yoktur / Louis Aragon

15 Eylül 2018

Mutlu Aşk YokturMutlu Aşk Yoktur

Mutlu Aşk Yoktur’dan…

Louis Aragon, Türk okurunun iyi tanıdığı çağdaş bir şair, romancı ve deneme yazarı. Mutlu Aşk Yoktur başlığını taşıyan bu yapıt, O’nun çeşitli kitaplarından seçerek çevirdiğimiz ve belirli bir sıra gözeterek sunduğumuz şiirlerden oluştu.

Aragon, 3 Ekim 1897’de Paris’te dünyaya geldi. Ortaokul ve lise öğrenimini Neuilly’de gördü. O yıllarda en çok Barres, Gorki ve Rousseau’yu tanımaya çalıştı. Yükseköğrenimini tıp fakültesinde yaptı ve doktor oldu.

Aragon, 1917 yılında Andre Breton ile tanıştı. Bu tanışma, 14 yıl sürecek olan bir edebiyat dostluğunun kapısını açtı. Her ikisi de, önce “dadacılık” ve kısa bir süre sonra da “gerçeküstücü lük” akımı içinde yer aldılar. Bir sanat ve edebiyat akımı olarak I.Dünya Savaşı esnasında ortaya çıkan “dada” hareketi, alışılmış toplum düzenini, kültürünü ve sanatını yıkmayı amaçlamaktaydı. Bunu yaparken de akıldışılığı, sezgiyi, rastlantıyı ve acımasız bir ironi’yi ön planda tutuyordu. Zürih ile New York’ta aynı zamanda doğan ve Tristan Tzara, Hans Arp, Francis Picabia…gibi sanatçılar tarafından temsil edilen bu başkaldırma hareketi, kısa zamanda İsviçre’den Almanya’ya ve Fransa’ya yayıldı. Aragon da “dadacı” akıma ilgisiz kalmadı, 1919’da Andre Breton ve Philippe Soupault ile beraber Litterature adlı dergiyi kurdu, 1920’de ilk şiir kitabı olan Feu de Joie yi ve 1921’de de Anicet ou le Panorama adlı romanını yayımladı. Pek çok yazar arkadaşı gibi, Aragon, eksiksiz bir nihilizme varan “dada” hareketinden 1922’de koptu ve kısa bir süre sonra “gerçeküstücülük” akımına katıldı. Ruhsal otomatizm aracılığı ile sanatsal ve düşünsel her türlü değerin köklü bir şekilde yenilenmesini amaçlayan ve esas itibariyle “dada” hareketinden doğan bu .akım, büyük ilgi topladı. Breton, 1924’de Manifeste du Surrealisme’i yayımladı. La Revolution Sürrealiste adlı derginin ilk sayısı da o yıl çıktı.

Aragon’un ikinci şiir kitabı olan Mouvement Perpetuel (1926)’i, başkentin günlük yaşamını arayan bir adamın öyküsünü işleyen Le Paysan de Paris (1926) adlı romanı izledi. 1927’de Komünist Partisi’ne girdi, bu partinin sanat ve edebiyat konularındaki sözcülüğünü üstlendi

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: