Hayalet Kitap / Doğu Yücel

25 Ekim 2018

Hayalet KitapHayalet Kitap

Hayalet Kitap’tan…

Sabaha karşı beş sularında, uyku tanrısı ve düşler tanrıçası, insanları uykunun dehlizlerinde oyalarken İnönü Caddesi’ndeki ıssız karanlığı mavi bir Vosvos deldi geçti. Vosvos, İnönü Caddesi’ni enlemesine keserek Yeşilyurt’a çıkan bir sokağa girdi. Köşedeki taksi durağının daracık kulübesinde uyuklayan adam Vosvos’un gürültüsüyle gözlerini açtı, başını kaldırarak Vosvos’un hızla geçmekte olan egzoz borusunu gördü, boynunu ilgisizce kıvırdı ve yeniden uykuya daldı. Vosvos’u kullanan oğlan, bu düzlüğe yüksek bir hızla giremezse karşısına çıkan yokuşu çıkamayacağını biliyordu. Az kalmamıştı o yokuşun ortasında.

Mavi Vosvos, motorundan yükselen homurtular eşliğinde yokuşu tırmanmaya başladı. Dolunayın yalnız bıraktığı gecenin karanlığında kaydırakta tırmanmaya çabalayan, her an tepetaklak düşme ve kabuğunun üstünde saatlerce çırpınma tehlikesi ile karşı karşıya olan zavallı bir tosbağaya benziyordu. Tosbağaydı veya değildi, bu yokuşu daha önce defalarca çıkmıştı, bu sefer de çıkacak ve sahibine olan son görevini başarıyla yerine getirecekti.

Yokuşun zirvesine geldiğinde oğlan frene bastı, balatalardan gelen tıslama sesi sessizliğe bir gizem, stop lambalarından parıldayan kan kırmızısı ışık ise asfalta bir vahşet duygusu kattı. Şimdi yolun daralan kısmında bir cami ile bir apartman arasında duruyordu araba. Oğlan, sağ ayak bileğinin zorlanmasına karşın el frenini çekmemişti, gözü arabanın dijital saat göstergesindeydi: 5.04’i gösteriyordu. 5.05’i gösterdi. 5.06’yı gösterdiği anda sol tarafında duran camiden ezan sesi yükseldi. Oğlan, bozuk bir hoparlörden imamın yüksek sesle okumaya başladığı, ortalığı kesik kesik kaplayan ezanın ilk saniyelerinde el frenini çekti. El freni kolundan gelen acı mekanik çığlık, ezan sesine karışarak, oğlanın istediği gibi, insanları uykularından sıçratacak etkiyi yaratamadan tıslayarak söndü.

Oğlan ön sağ koltuğun üzerinden bir şey aldı ve dışarı çıktı. Kapıyı yavaşça kapattı. Etrafına bakındı. Yokuşun tepesine dikilmiş altı katlı apartmana doğru yürüdü. Elindeki şeyin ne olduğu karanlıkta seçilemiyordu. Apartmanın kapısını hafifçe dürttü ve kapının açılması onu şaşırttı. O saatte kapının açık olmasını beklemiyordu. O ana kadar çekingenliği ve korkaklığı yürüyüşünden bile okunan oğlanın yüzüne bir gülümseme

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: