Alamut Kalesi / Bernard Lewis

17 Ocak 2019

Alamut KalesiAlamut Kalesi

Alamut Kalesi’nden…

1332 yılında, Fransa Kralı VI. Philip, Hristiyan alemi­nin kaybedilmiş kutsal topraklarını yeniden ele geçirmek için yeni bir haçlı seferi düzenlemeyi planladığı sırada Brocardus adında bir Alman papaz, krala bu seferde reh­berlik etmesi için bir risale hazırlamıştır. Ermenistan’da bir müddet kalmış olan Brocardus, çalışmasının önemli bir bölümünü Doğu’ya yapılacak bu tarz bir seferde kar­şılaşılabilecek tehlikelere ve bunlar karşısında alınması gereken önlemlere ayırmıştı.

Brocardus, “Bu tehlikelerin arasında, kendilerinden uzak durulması ve lanetlenmesi gereken Haşhaşiler de vardır” diyordu, “ki kendilerini sa­tarlar, insan kanına susamışlardır, bedel karşılığında ma­sumları bile öldürürler ve ne kurtulmayı ne de hayatta kalmayı önemserler. Tıpkı Şeytan gibi, çeşitli milletlerin ve halkların hal ve tavırlarını, kılık kıyafetlerini, dillerini ve adetlerini taklit ederek adeta nurdan meleklerin kılığı­na girerler; böylece büründükleri koyun postları üzerle­rinden düşer düşmez ölümü tadarlar. Onları bizzat gör­mediğimden ve yalnızca haklarında yazılanları okuyup, namlarını duyduğumdan bundan öte bir açıklama yahut bilgi sunamam.

Onların adetleri ve taşıdıkları işaretler; tıpkı diğer herkes için olduğu gibi benim için de bir sır ol­duğundan nasıl tanınabileceklerini tarif edemem. Ve on­lar öyle berbat bir meslek icra ederler; herkes onlardan öylesine bir tiksinti duyar ki namlarını olabildiğince giz­lemeye çalışırlar, bu yüzden kimliklerinin isimlerinden nasıl anlaşılabileceğini de söyleyemem. Bunlarla birlikte, kralın güvende olması ve korunabilmesi için önerebilece­ğim tek çare; etrafındaki en alt kademeden en üst kade­meye tüm görevlilerin ismi, cismi, soyu sopu ve yeri yur­du kesin olarak bilinen kimseler olmasıdır.”

Brocardus’a göre Haşhaşiler son derece yetenekli ve tehlikeli türden kiralık katillerdi. Kendisi onları Doğu’nun tehlikeleri arasında saymış olsa da herhangi bir mekan; ta­rikat ya da milletle bağlantılı olduklarını açıkça ortaya koymadığı gibi; onlara herhangi bir dini inanış ya da siya­si amaç da atfetmemiştir. Haşhaşiler, merhametsiz ve işi­nin ehli katillerdi ve onlara karşı yapılacak savunma da böyle olmalıydı. Gerçekten de 13. yüzyıl civarında Haşhaşi kelimesi Avrupa dillerinde değişik şekillerde, ‘profesyo­nel kiralık katil’ anlamında kullanılmaya başlamıştı bile.

1348 yılında

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: