Sistem Karşıtı Hareketler / Arrighi, Hopkins, Wallerstein

21 Ocak 2019

Sistem Karşıtı HareketlerSistem Karşıtı Hareketler

Sistem Karşıtı Hareketler’den…

Sermayenin modern tarihi on altıncı yüzyılda, dünyayı kucaklayan bir ticaretin ve dünyayı kucaklayan bir piyasanın yaratılmasıyla başlar (1959: 146).

Bu piyasa ticarete, denizciliğe, karayolu iletişimine muazzam bir gelişme sağlamıştır. Buna karşılık bu gelişme de, sanayinin genişlemesi üzerinde etkili olmuştur; ve sanayinin, ticaretin, denizciliğin, demiryollarının genişlemesiyle orantılı olarak, aynı oranda, burjuvazi de gelişmiş, sermayesini artırmış ve Ortaçağ’dan devraldığı tüm sınıfları geri plana itmiştir (1967: 81).

Bu, salt egemen devletler arası bir ticari ilişkiler sorunu değildir. Daha ziyade gelişmekte olan burjuvazi, tüm ulusları, yokolma tehdidine karşı burjuva üretim tarzlarını kabule zorlamaktadır; kendisinin uygarlık dediği şeyi onların içine sokmaya, yani onları burjuvalaşmaya zorlamaktadır. Tek kelimeyle, kendi suretinde bir dünya yaratmaktadır (1967: 84).

Bu yolla yaratılan dünya, büyük ölçüde katmanlaşmış bir tahakküm yapısıyla niteleniyordu ve kolektif eylemin öznel zemini yalnızca piyasa çıkarları değildi;
Tıpkı kırı kentlere bağımlı kılmış olduğu gibi, barbar ve yarı-barbar ülkeleri uygar ülkelere, köylü ulusları burjuva uluslara, Doğu’yu da Batı’ya bağımlı kılmıştır (1967: 84).

İkinci kayma ise, Marx’a göre bir bütün olarak burjuva toplumun ayrışma eğilimi gösterdiği iki büyük sınıfın; burjuvazi ve proletaryanın arasındaki uzlaşmazlığın artık; ürün ya da üretim unsurları piyasalarındaki ilişkilerde değil, üretim ilişkilerinde bulunduğuna işaret ediyordu. Ulusun ve onun bileşen sınıflarının çıkarlarını tanımlamak için Smith, Ulusların Zenginliği’nin en başındaki toplu iğne fabrikası senaryosunu bırakmış ve pazaryerindeki arz ve talebin karşılıklı etkileşimini ve ulusal politik alandaki sınıf çıkarlarını izlemiştir. Marx ise politik ekonomi eleştirisinde bizi tam tersi yöne götürdü. Atölyeyi değil; “her şeyin yüzeyde ve tüm insanların gözleri önünde yer aldığı” gürültülü pazaryerini (ve buna politik arenayı da eklemek mümkün) terk eder; ve üretim araçları sahibi ile emek gücü sahibini, “daha eşiğinde ‘İş Dışında Girilmez’ ibaresiyle karşılaştığımız gizli üretim hanesine doğru” izleriz (1959: 176). Bu gizli üretim barınağında Marx; sınıf mücadelesi ve toplumsal dönüşümün çok farklı iki senaryosunu işaret eden oldukça çelişkili iki eğilim bulmuştur.

Birincisi, Marx’tan sonra Marksist literatürde genellikle vurgulanan bir

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: