Bir Kedi Bir Adam Bir Ölüm / Zülfü Livaneli

27 Ocak 2019

Bir Kedi Bir Adam Bir ÖlümBir Kedi Bir Adam Bir Ölüm

Bir Kedi Bir Adam Bir Ölüm’den…

Stockholm’de dokuz yıldır politik mülteci olarak yaşamakta olan Sami Baran, cinayet tohumunun ilk kez içine düşeceği o salı akşamından yedi gün önce; karanlık ormanların içinde kıvrıla kıvrıla giden buzlu yolda araba sürmekteydi. Gökyüzüne dimdik uzanan sedir, çam, kayın ve köknar ağaçları iki yanından hızla kayıyor ve otomobil; daracık yolun buz tutmuş kayganlığında savrulup duruyordu. Eski bir Volvo’ydu kullandığı: Hurdaya çıkmasına az kalmıştı ve bir zamanlar lacivert olan rengi, çeşitli yamalarla zedelenerek soluk bir maviye dönüşmüştü.

İkinci el oto pazarında bu otomobile belki de sekizinci, onuncu el demek gerekirdi. Epey hırpalanmış, Kuzey kışının darbelerini yiye yiye çürümüş ve uzun kış mevsimleri boyunca buzlu yollara dökülen tuzdan her yeri pas bağlamıştı; ama yine de doğru dürüst hiçbir iş yapmayan, arada, bir saati 40 kron karşılığında çöp arabası süren ve genel olarak sosyal yardım bürolarının mülteci fonlarından geçinen biri için hiç de fena değildi doğrusu ve onun ayağını yerden kesiyordu. Şehir içinde, park yerleri pahalı olduğu için kullanmıyordu ama o garip sıkıntı yüreğini kemirmeye başladığında atlayıp şehir dışına çıkması ve ormanlar, göller arasında delice sürmesi için birebirdi.

Bazen yüreği sıkışıp, dertop olup boğazına kadar yükseliyor ve nefes almasını engelleyecek bir yoğunluğa erişiyordu. Sanki bir an daha geçerse patlayacakmış gibi hissediyordu kendini, sanki bir yanardağ oturuyordu göğsüne. Bir iç çöküntüsüydü bu. Atak geldiği zaman ne yapacağını bilemiyor ve eski Volvo’ya atlayıp bir an önce şehir dışına çıkmaktan; ve o insansız yollarda deli gibi gaza basmaktan başka bir ferahlama yolu bulamıyordu.

Böyle anlarda Volvo’nun buz üzerinde oradan oraya savrulmasını hissetmenin garip rahatlatıcılığına sığınırken; bir yandan da ne olduğunu bilmediği sözler dökülüyordu ağzından. Bir seferinde, kriz geçer geçmez, ani bir fren yaparak iyice kaymış ve buzda; fırıl fırıl dönen araba durduğunda dikiz aynasında beliren yüzünün yaşlarla sırılsıklam olduğunu görmüştü. Bilincini yitirme noktalarına sürüklendiği ve aklının

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: