Engereğin Gözü / Zülfü Livaneli

27 Ocak 2019

Engereğin GözüEngereğin Gözü

Engereğin Gözü’nden…

Kimilerine eksik bir adam gibi görünsem de, yüreğim biliyor ki, şu anda dünyada, yaşamının anlamına varmadan kader rüzgârının önünde sürüklenip giden milyonlarca kişiye göre fazlalıklarım da var.

Ölümlülerde pek ender rastlanan bir bilgi birikiminden ve önseziden söz ediyorum. Zaman zaman bilgeliğimin sınırlarını kavramakta güçlük çektiğimi itiraf etmeliyim.

Altın varak üstüne işlemeler, nadide çiniler, murassa sorguçlar, kılaptan kaftanlar, sedef kakmalar; yeşim ve akik süslemeler, samur kürkler arasında ve İmparatorluk başkenti Konstantiniyye’nin dillere destan olmuş sarayında yaşayan benim gibi bir soylunun herkesi şaşırtması ve saygılı bir boyun eğiş yaratması gerekirken, nedense her zaman böyle olmaz.

Osmanlıcayla yetinmeyip Latin, Yunan, İtalyan, Arap ve Fars dillerinde arka arkaya dizdiğim ve bin bir imayla süslenmiş; nükteli sözlerim karşısında çoğu kişi yüzüme bel bel bakmakla yetinir; o zaman ben, yüksek bilginin bu zavallı ölümlüler için fazla geldiğini anlar ve düşüncelerimi beynimin kıvrımlarına gömerek; karşımdakini bağışladığımı, cehaletinden ve zavallılığından dolayı onu suçlamadığımı belirten bir ifade takınırım. İşte beni meşhur eden ve saray halkı arasında durmadan konuşulan meşhur gülüşüm o zaman gelir yerleşir dudaklarıma. Bunun nasıl bir şey olduğunu ve ne kadar etkili göründüğümü anlayabilmek amacıyla, arkası gümüş oymalı ve uğursuzluk getirmemesi için; duvarda her zaman gümüş tarafı dışa bakar durumda asılı olan aynayı ters çevirir ve kendimi süzerim, ama ne yazık ki o çarpıcı gülüşü görmem mümkün olmaz.

Çünkü bu kez kendi siyah yüzüme, basık burnuma; sarığın altında ezilmiş, artık kırlaşmaya başlamış kıvır kıvır saçlarıma ve akları belermiş zeytin karası gözlerime bakmaktayımdır. O küçümserken bağışlayan, anlayışlı ve kibirli gülüşü kendime karşı nasıl kullanabilirim ki? Bu yüzden saraydaki içoğlanlarını, haremdeki kızları, mutfakçıları, oduncuları, zağarcıları onca etkileyen ve şefkatle sarsarak kendilerine duydukları güveni yok eden meşhur gülüşümü görme imkânım olmaz. Bu durum ancak benden başkalarına tanınan bir ayrıcalık. Ama onlar farkında mı bilmiyorum. Çünkü bu gülüşü takınarak yüzlerine baktığımda bile, bazılarının suratındaki bön ve salakçasına

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: