Kiyoto / Yasunari Kawabata

30 Ocak 2019

KiyotoKiyoto

Kiyoto’dan…

O zaman, «Hayvancıkları bir kutu içinde beslemek doğrusu feci bir şey» demişti. Ama arkadaşı açık bir kafese koyup, ölüp gitmelerine seyirci kalmaktansa böylesi daha iyi cevabını vermişti. Hatta bunların yığınla yetiştirildiği manastırlar bile vardı, çünkü bu hayvancıklar aranılan yaratıklardı…

Çieko’nun cırcır böcekleri de çoğalmışlar ve onları eski Tamba seramiğinden iki kutuya bölüştürmesi gerekmişti. Her yıl haziran başında yumurtalarından çıkıyorlar ve ağustos ortasında da ötmeye başlıyorlardı.

Karanlık daracık kutunun içinde doğuyorlar, şarkılarını söylüyorlar, yumurtluyorlar ve ölüyorlardı. Böylece soylarını sürdürüyorlardı. Bir neslin bile açık kafeste kısa ömürlü de olsa yaşaması ne kadar iyi olacaktı. Ama bütün bir hayatı kutu içinde geçirmek!. Bütün evrenlerinin bir kutu oluşu!

Çieko, «kutu içinde evren»in çok eski Çin’in dağ keşişlerine ait bir efsane olduğunu biliyordu. Bu kutunun içinde, tadları eşsiz şaraplar ve nefis yemeklerle dolu saraylar varmış, bu dünyanın ötesinde sihirli bir ülkeymiş orası.

Cırcır böcekleri kutunun içinde besbelli sıkılmıyorlar, her canlı gibi ölümlü dünyadan korkuyorlardı; belki de bir kutunun içine kapatılmış olduklarından hiç haberleri yoktu. Ama yaşıyorlar ve yaşamalarını sürdürüyorlardı.

Çieko’yu en çok şaşırtan şey, bir seferinde yeni erkek böcek koymadığı kutuda yumurtadan çıkan yavruların minik ve güçsüz kalmaları oldu. Suç kardeş hayvanların çiftleşmesindendi. Bunu önlemek için cırcır böceği besleyenler aralarında erkek hayvancıklar değiş tokuş ederler.

Şimdi ilkbahardı, cırcır böceklerinin mevsimi olan güz değildi, ama akçaağacın gövdesindeki menekşelerle bunların Çieko’ya cırcır böceklerini hatırlatması arasında besbelli bir ilinti olmalıydı.

Cır cır böceklerini kutuya Çieko koymuştu, iyi ama menekşeler o daracık yerlerine nasıl gelmişlerdi? Menekşeler nasıl çiçek açtıysa, aynı şekilde cırcır böcekleri de bu yıl yumurtalarından çıkacak ve öteceklerdi.

Hayat böyle mi sürüyordu?

Çieko hafif bahar rüzgârının oynaştığı saçlarını kulaklarının arkasına attı. Menekşeleri ve cırcır böceklerini düşündü, sonra da arıları kendisiyle karşılaştırdı.

Ya ben?

Bu bahar gününde, tabiatta hayatın uyandığı ve nabızlarının atmaya başladığı bu günde Çieko sadece minnacık menekşelere bakıyordu.

Mağazada öğle paydosu başlamıştı ve

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: