Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifeleri / Yekta Kopan

1 Şubat 2019

Aşk Mutfağından Yalnızlık TarifeleriAşk Mutfağından Yalnızlık Tarifeleri

Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifeleri’nden…

Saat beş oldu. Seferleri ve uçuş numaralarını gösteren panoya takılıyor gözüm. Salonda koşuşturan, tekerlekli valizlerini sürükleyen, bilet kontrol sırasında görevlilerle tartışan insanlar, bu panodaki kırmızı yazıların çizdiği rotalara bırakacaklar az sonra kendilerini. Uzaklara gidecekler, başka coğrafyalardan buraya gelenlerle yer değiştirecekler. Hayatın pusulasında yönlerini bulmaya çalışacaklar. Birlikte uyuduğumuz gecelerin sabahlarında uzun uzun Figen’in yüzüne bakardım. Yanaklarım şiş mi, gözümde çapaklar var mı, saçım darmadağın olmuş mu demeden sevgilinin yüzündeki gülümsemeyi yakalamak, insanın artık rotasını bulduğunun kanıtı değil midir?.. İşte, yine aynı şeyi yapmaya başladım.

Dünyaya, çoğu kez aptal durumuna düşmeme neden olan, romantik çerçeveden bakıyorum. Aslında ayrıldığımız gün bu romantik körlükten kurtulup, dünyayı olduğu gibi görmeye karar vermiştim. Ama şu anda önümdeki kartpostalın, pul yapıştırma bölümüne attığım tarihten başka bir şey göremiyorum.

Reklam metinleri yazma oyunuma bir süre daha devam ettim. Ajanstakiler bu gizemli metinleri yazan kişiye Köstebek adını takmışlardı. Hazır çorba reklamını, mutfak tezgâhının üstünde ruj izli bir şampanya kadehi yakalayarak aldatıldığını anlayan kadının hüzünlü öyküsünü anlattığım bulaşık deterjanı metni izledi. Sonra bir şampuan reklamı… Sonunda bir gün iş yoğunluğu içinde kontrolümü kaybedip, Figen’in oyununa yenik düştüm. Kredi kartı başvurusu için muhasebenin onayının gerektiğini söylediğinde ben de hemen bir belge hazırlayıp verdim. El yazım, Köstebek’in kimliğini açığa çıkarmıştı.

Eve gitmem gerektiğini biliyorum ama Figen’i gördüğüm andan bu yana bedenim uyuşmuş durumda. Kalbimin düzenli atmadığını hissedebiliyorum. Onu artık tümüyle unuttuğumu, onun izini taşıyan her şeye yeniden dokunabileceğimi sanıyordum, yanılmışım. Tam da ayrılığımızın ardından bana cehennem azabı yaşatan nesneler, yerler, görüntüler, sesler başka anlamlar kazanmaya başlamıştı. Ama onu tekrar görmek (hem de sadece birkaç dakikalığına) bütün bunların yerle bir olmasına neden olmuş, beni sabahın bu erken saatlerinde bu masaya çivilemişti. Yazmamı istiyordu ve ben yaptığımın saçmalığını bildiğim halde, açma kapama düğmesine basılmış bir oyuncak bebek gibi yazılarımla ona yeniden ulaşmaya çalışıyordum. Aşkın aptallaştıran müziği

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: