Sessizlik Zamanı / Luis Martín-Santos

2 Ağustos 2019

Sessizlik ZamanıSessizlik Zamanı

Sessizlik Zamanı’ndan…

Telefon çalıyordu, sesini duydum. Ahizeye uzandım. Pek bir şey anlamadım. Elimden telefonu bıraktım. “Amador” dedim. İri dudaklarıyla geldi ve telefonu eline aldı. Mikroskopa bakıyordum, preparat pek anlaşılır gibi değildi. Bir kez daha baktım. “Apaçık kanserli.” Fakat mitozdan sonra mavi leke gitgide dağılıyordu. “Bu kabarcıklar da kayboluyor Amador!” Hayır, kabloya basmış. “Fişi tak!” Telefonda konuşuyor, bakıyor ve beni görüyor. “Başka yok.” “Başka kalmadı.” Fare kalmamış!

Her şeyi bilen, bilim karşısında doğuştan aşağılık duygusuna kapılan İber halkının namusunu kurtaran sakallı adamın yüzü karşımda, meraklı ve kıpırtısız, kobay kalmadı diye buyuruyor. Anlayışlı ve aşağılık duygusundan namusunu kurtaran sırıtması ödeneğimizin kalmadığını –anla işte– açıklıyor. Zavallı halk, zavallı halk. Irmakların ve beyinlerin gürül gürül akmasını bekleyen bu susuz yarımadada, bir kez daha kuzey ödülünü almayı, bilimin saygı görmesini, yüce kralın yüzünün gülmesini kim istemez ki? Kristalciklerinde uyuşmuş anormal mitozlar –tüm devinimdekiler bunlar–. Başta hareketsiz duran, telefonu yerine koyan Amador, sırıtarak ve bana bakarak “Bitti” diyor. Hem de dalga geçen, o kaba sırıtışıyla. “Bu ne dudaklar Amador.” MNA hücresi öylesine umut verici ki. Telefon bir daha çalıyor. Unutmuşum. “Ne için gülüyorsunuz Amador? Neye gülüyorsunuz?” Evet, biliyorum artık. Fareler bitti. Resimdeki adama, denizde kaybolan ırmaklara karşın hiç mi hiç yok. Suların yolunu çevirecek barajlar yapma olanağı var. Ama, ya özgür düşünce? Yaratıcı güç kaynağı. Gerçeği araştıran Batılı, saplı skalpel ile çalışıyor ve orada İberyalı olmayan gözlerin göremeyecekleri bir şeyler keşfediyor. Bir savaşmış gibi. Umutsuzluğa karşın, ödeneklere karşın kobaydan boğaya varana dek hiçbir şeyimiz yokmuş gibi. Bu kanserli hücre Para Enstitüsünün sağladığı dövizlerle satın alındı. Memleketi olan Illinois’ten getirildi ve şimdi sonu geldi.

Amador sırıtıyor, birisiyle telefonda konuşuyor çünkü. Yarımada insanının dar bakış açısı ile, fiğden, bakladan, nohuttan oluşan, proteinden yoksun, sürekli dengesiz beslenmenin azalttığı beyin gücü ile daha da beceriksizleşecek, hiçbir şey yapamayacak mıyız? Yalnızca domuz yağı, yalnızca domuz yağı ve lapa. Amador

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: