Kıyametin Koz Kartları – Roger Zelazny – Amber Yıllıkları #6

18 Kasım 2019

Kıyametin Koz KartlarıKıyametin Koz Kartları

Kıyametin Koz Kartları’ndan…

Birinin sizi öldürmeye çalışmasını beklemek kadar feci bir şey yoktur. Ama bugün Nisan’ın 30’uydu ve elbette, her zamanki gibi olacaktı. Anlamak zamanımı almıştı, ama şimdi en azından ne zaman geldiğini biliyordum. Geçmişte, bu konuda herhangi bir şey yapamayacak kadar meşguldüm. Ama artık işim bitmişti. Buralarda yalnızca bunun için oyalanmıştım. Gitmeden önce bu işi halletmem gerektiğini hissediyordum.

Yataktan çıktım, tuvalete gittim, duş aldım, dişlerimi fırçaladım, vesaire. Yine sakal bırakmıştım, bu yüzden tıraş olmam gerekmiyordu. Üç yıl önce bir baş ağrısı ve bir önsezi ile uyandığım, pencereleri açtığım ve mutfağa gidip tüm gaz ocaklarının açıldığını ve üzerinde ateş olmadığını gördüğüm zamanki gibi tuhaf kuruntularla dolu değildim. Hayır. İki yıl önce diğer apartman dairesinde şafaktan önce uyanıp hafif bir duman kokusundan evimde yangın çıktığını öğrendiğim zamanki gibi de değildi. Yine de, ampullerin patlayıcı bir şey ile dolu olması ihtimaline karşı lambaların altında durmaktan kaçındım ve düğmelere yakından değil uzaktan bastım. Bu eylemleri uygunsuz bir şey takip etmedi.

Genelde kahve makinesini önceki gece, otomatik zamanlayıcı ile hazırlayıp bırakırdım. Ama bu sabah görüş alanımdan uzak hazırlanmış kahve istemiyordum. Makineyi çalıştırdım ve süzülmesini beklerken paketlerimi kontrol ettim. Bu yerde değer verdiğim her şey iki orta boy sandığa yerleştirilmişti. Giysiler, kitaplar, resimler, bazı enstrümanlar, birkaç andaç, vesaire. Sandıkları kapattım. Birtakım elbise, bir sweatshirt, iyi bir roman ve bir koçan seyahat çeki sırt çantama gitti. Anahtarımı çıkarken apartman yöneticisine bırakacaktım, böylece yeni taşınanları içeri alabilecekti. Sandıklar depoya gidecekti.

Bu sabah bana koşu yoktu.

Pencereden pencereye yürüyerek ve her birinin yanında durup aşağıdaki sokağı ve karşıdaki binaları (geçen sene birisi tüfekle beni vurmaya çalışmıştı) inceleyerek kahvemi yudumlarken, yedi yıl önce bunun olduğu ilk seferi düşündüm.
Güzel bir bahar akşamı sokakta yürürken bir kamyon direksiyon kırmış, kaldırıma fırlamış, neredeyse beni tuğla duvara yapıştırmıştı. Bir dalış yapıp kamyonun yolundan yuvarlanmayı başarmıştım. Sürücü bilincini hiç kazanamamıştı

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: