Uzayda Piknik / Arkadi & Boris Strugatski

7 Aralık 2019

Uzayda PiknikUzayda Piknik

Uzayda Piknik’ten…

BİR GECE önce o ve ben ambardaydık. Akşam olmuştu bile, geriye sadece laboratuar giysimi çıkarmak kalıyordu sonra da doğru Borçt’a gidip bir kaç yudum sert bir şeyler içebilirdim. İşleri bitirmiş, elimde bir sigarayla duvara dayanmış duruyordum. Sigarasızlıktan bayılacak gibiydim. İki saattir içmemiştim. O hâlâ ıvır zıvırlarıyla oyalanıyordu.

Dolapların birini yerleştirmiş, kapatmış, kilitlemiş, bir diğerini yerleştiriyordu: Boşları taşıyıcının üzerinden alıyor, her birini bütün açılardan inceliyor (yeri gelmişken söyleyeyim o bacaksızların da her biri altı kilo çekiyordu) ve özenle rafa kaldırıyordu. Oldum bittim bence ne insanlığa ne de kendisine bir yararı olan bu boşlarla uğraşır. Kendi bileceği iş. Ben olsam çoktan siktiri çeker, aynı paraya başka bir işte çalışmaya başlardım.

Tabii, öte yandan, düşünecek olursanız, boş, gerçekten esrarengiz, hatta belki de anlaşılmaz bir şeydir. Elimden onca boş geçmiş olmasına rağmen, hâlâ her görüşümde şaşırırım. Çay tabağı büyüklüğünde yarım santim kalınlığında, aralarında yirmi santim açıklık olan bakırdan iki yuvarlak. Hepsi bu. Başka bir şey yok. Hiçbir şey. Sadece boşluk.

Elinizi, hatta çok etkilendiyseniz başınızı bile içine sokabilirsiniz. Sadece boşluk, gene boşluk, incecik bir hava. Tabii bütün bunların olabilmesi için, anladığım kadarıyla, aralarında bir güç var, çünkü birbirlerine yaklaştırmak imkansız, ayırmayı becerebilen kimse de çıkmadı.

Yok arkadaş anlatmak zor, görmek lazım. Çok basitler, özellikle yakından bakıp da gördüklerinize inanabildiğiniz zaman. Bu birine camı tarif etmeye çabalamak gibi bir şey: Sonunda parmaklarınızı çekiştirmeye, bunalıp ilenmeye başlarsınız. Neyse, hadi anladınız diyelim ve enstitünün Raporlar’ını hiç görmemiş olanlar varsa bu arada belirteyim: Her sayıda boşlarla ilgili fotoğraflı bir makale bulunabilir.

Kirill yaklaşık bir yıldır boşlara kafa patlatıyordu. Başından beri yanındaydım, gene de onlardan ne öğrenmek istediğinden tam olarak emin değildim, doğrusunu söylemek gerekirse, anlamak için de pek çaba harcadığım yoktu. Bırakalım önce kendi bulsun, sonra lütfedip dinlerim belki. Şimdilik anladığım, bu boşlardan birini tıngırtadan şeyi, ama asitle eriterek ama cendereyle sıkıştırarak ama fırına

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: