Yakut Gözlü Kedi / Ümit Deniz

18 Aralık 2019

Yakut Gözlü KediYakut Gözlü Kedi

Yakut Gözlü Kedi’den…

Naci Baba, hoşbeşten sonra, lâfı daha fazla uzatmadan hemen sadede geçmiş ve bu gece için Abdürrezzak Paşaların köşkündeki partiye gitmemi söylemişti.

— “Ama davetli değilim, hocam.. ”

— “Bizim dedikodu muhabirini davet etmişler; onun yerine sen gidersin, olur biter…”

— “Ama nasıl olur ?…”

— “Basbayağı olur. Dedikodu muharrirliğinden onu azlettim, seni nasbettim !…”

Baba patronun hiç şakası yoktur. Kaim kaşlarını çatıp, çehresini mıncıklamasından, işin mühim olduğunu anlamıştım:

— “E… Pekâlâ… Sonra ne olacak?”

O zaman odadakileri dışarı çıkartıp, bana hikâyeyi nakletmişti.

— “A üstadım, bunu peşin söyleseydin, beni dedikodu muharriri nasbetmene hiç lüzum kalmayacaktı.”

— “Seni köftehor seni!… Şimdi gevrek gevrek gülersin, değil mi?”

Ondan sonra aramızda kısaca son durumu konuşup, kat’î bir karara varmıştık. Bu geceki partiye iştirak edeceğim ve Paşadan gereken malûmatı alacağım…

— “Murat, uyuvor musun kuzum?”

— “llıh ?” ”

— “Uyuyor musun ayol? Deminden beri sana sual soruyorum!. -”

Birden toparlandım. Çamlıca’daki köşkün bahçesinde, kollarınım arasında dünyanın en nefis mahlûku ile dansediyordum:

— “Affedersin, Aylin!… Birden dalmışım, farkedemedim.”

— “Korkarım aklın, Şimalin güzel kadınlarında kaldı…”

— “Şimalde değildi, biliyorsun. Kutuplarda da güzel kadın, çölde nilüfer aramaya benzer…”

O, inanmamış, sitemli gözlerle bana bakarken, birden uzaklardan, cazın bile sesini bastıran bir kadın feryadı duyuldu.

— “Ne var’? Ne oluyor?…”

Haykırış, isterik bir kadına aitmiş gibi, fasılalı, ama aynı şiddette devamlı olarak duyuluyordu.

Aylin’i bırakıp, sesin geldiği koruluktan yana koşmağa başladım. Yanımda ve ardımda daha bir sürü beyaz hayalet fark ediyordum. Anlaşılan, ayağına tez, siniri kuvvetli diğer davetliler de, oldukları yerde tahkikat yapmaktansa, hâdise, yerini bulmak üzere seyirtmeyi tercih etmişlerdi.

Haykırışın şiddetinden, hâdise mahalline yaklaştığımızı anlıyorduk. Koşuştuğumuz yer, köşkün şimal duvarını teşkil eden, nispeten bayır yukarı ve karanlık bir koruluktu. Burası iyiden iyiye karanlıktı. Ağaçlar arasındaki beyaz smokinli erkekler, tıpkı birer hayalete benziyorlardı…

Smokinli bir erkeğin göğsüne kapanıp haykırmakta olan kadın, ağaçların küçük meydanlık yaptığı bir yerde duruyordu. Oraya geldiğimiz zaman, koşuşanlar birden duraladık. Anlaşılan, kadın ile erkek kavga etmişlerdi

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: