Buz Kapanı / Glenn Meade

19 Şubat 2020

Buz KapanıBuz Kapanı

Buz Kapanı’ndan…

Jennifer bu uyarıya rağmen korku içinde kalkmaya çalışırken, adam suratına bir tokat patlattı, yüzünde yakıcı bir iz bırakan bir tokat. “Sakin ol!” Çakan bir şimşeğin ışığı odayı aydınlatınca, saldırganın yüzüne baktı.

Adamın yüzü yoktu.

Kafasında koyu renk bir kayak maskesi vardı, yarıklarından delici siyah gözlerinin göründüğü bir kayak maskesi; deri eldivenli elinde de bir kasap bıçağı. Jennifer yeniden bağırmaya kalkışınca, adamın öteki eli gelip ağzını kapattı. Genç kadın korkuyla kıvranıp inledi, geceliği karnına doğru toplandı. Adam bıçağı dikkatle başucu masasının üzerine yerleştirdi. Jennifer birden teninin üzerinde bir elin gezindiğini, adamın bacaklarını ayırmaya çalıştığını hissetti. “Sakin ol, yoksa gırtlağını keserim!”

Jennifer March donup kalmıştı. Adam kemerini çözdü, yatağa çıktı ve vahşice genç kadının içine girdi. Kadın büyük bir acı duydu. Hayatında hiç yaşamadığı bir korku içinde kalmıştı, adamın yaptığında hayvanca ve itici bir şeyler vardı ama olan bitenin dehşetine öylesine kapılmıştı ki, hareket bile edemedi. Fırtına dışarıda esip gürlerken, adam homurtular içinde doyuma ulaştı.

Sonra birden, her şey bitti. Adam yatakta oturdu, kadının ağzını kapatan elini çekti, parıltısı kan çağrışımları yapan bıçağı  başucu masasının üzerinden alırken, Jennifer girdiği şok yüzünden bağıramadı bile. Sadece hıçkırıklara boğuldu.

“Ne? .. Ne yapacaksın? .. ”

“Seni öldüreceğim.”

Jennifer March bir çığlık attı.

Jennifer March yastığını göğsüne bastırmış vaziyette, çığlık çığlığa uyandı. Bu kez bir kabusta değil, gerçeğin içinde uyanmıştı. Dehşet içinde soluk soluğa kalmıştı.

Elindeki yastığı bırakıp, yatak örtüsünü ayağıyla itekledi. Başucu lambasını yaktı, gergin hareketlerle yataktan kalkıp, pencerenin yanına gitti. Kendini daha düzenli soluk alıp vermeye zorlarken, açık camın ötesindeki şıpırtının farkına vardı. Yağmur. Fırtınalı gecenin soğuğunda şarıldayan, ağır ve bitmeyecek seller.

Dışarı baktığında, teselli edici gümüşümsü bir ay ışığı aradı ama, hiçbir şey göremedi; sadece çılgın rüzgann önüne katılmış, camlarından yol yol akan kapkara, buz gibi bir yağmur. Şimşek çakıyor, gökgürültüsü korosu gümbürdüyordu. New York uykudaydı, Bütün Doğu Sahili fırtınalı karanlığa boğulmuştu

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: