Vakıf (İmparatorluk) – Vakıf Serisi #1 / Isaac Asimov

22 Mart 2020

VakıfVakıf

Vakıf’tan…

Normal uzayda hiç kimse ışık hızından daha süratle ilerleyemezdi. (Bu insanlık tarihinin şafak zamanından beri bilinen birkaç bilimsel gerçekten biriydi.) Bu yöntemle insanların yaşadığı en yakındaki güneş sistemlerine bile yapılacak bir yolculuk yıllarca sürerdi. Ama insan hiper-uzayda Galaksinin bir ucundan diğerine bir anda gidebilirdi. Hiper sistem hayal edilemeyecek bir bölgeydi. Ne zamandı, ne de mekân. Ne maddeydi, ne de enerji. Ne “hiç” di, ne de bir “şey”.

Gaal bu “sıçrama”lardan ilkini beklerken mide kasları hafif bir korkuyla büzüldü. Ama “sıçrama” sadece hafif bir sarsıntıyla sona erdi. Gaal ‘in içinde bir yere vuruldu sanki. Ama genç adam daha ne olduğunu anlayamadan bu da sona erdi. Hepsi o kadar.

Gaal de ondan sonra diğer konularla ilgilendi. Örneğin, İmparatorluğun 12 000 yıl boyunca gösterdiği gelişmenin başarılı sonucu olan büyük ve ışıltılı gemiyle ilgilendi. Kendisini düşündü. Matematik alanında doktorasını yeni yapmıştı ve ünlü, ulu Hari Seldon onu Trantor’a davet etmişti. Bilgin, Gaal ‘in o pek geniş ve biraz da iddialı Seldon projesine katılmasını istiyordu.

Gaal ilk “sıçrama” yüzünden düş kırıklığına uğramıştı. Şimdi Trantor’u ilk göreceği anı bekliyordu. Seyretme odasındaydı genç adam. Çelik panjur kapaklar bildirilen zamanlarda açılıyordu. Gaal bu fırsatı kaçırmıyor, yıldızların ışıltılarını seyrederek bir yıldız kümesinin oluşturduğu inanılmayacak sis bulutunun zevkini çıkarıyordu. Bu yıldız kümeleri, tam uçarken dondurulan, dev bir ateşböceği bulutunu andırıyorlardı. Gaal bir keresinde gemiden beş ışık yılı uzaktaki soğuk, mavimsi beyaz bir dumana benzeyen gazlı bir nebulayı gördü. Penceresinin dışında sanki süt gibi yayılıyor, buz gibi ışıltısı odayı dolduruyordu. Nebula iki saat sonra yine bir “sıçrama” sonucu gözden kayboldu.

Trantor’un güneşi ilk görüldüğü zaman sert beyaz ışıltılı bir toz zerresinden farksızdı. Böyle milyonlarca benekçiğin arasında kaybolmuş gibiydi. Gaal güneşi geminin rehberi işaret ettiği için görebildi. Galaksinin merkezinde yıldızlar pek sıktı. Ancak güneş her “sıçrama” sonucu daha parlak bir hal aldı. Işıltısıyla diğerlerini boğarak sönükleştirdi.

Sonra bir gemi subayı içen girerek

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: