Zamandan Kaçış – Isaac Asimov

26 Mart 2020

Zamandan KaçışZamandan Kaçış

Zamandan Kaçış’dan…

Schwartz, kaldırımın ortasında yatan bez bebeğin üzerinden atlamak için ayağını kaldırdı. Bebek kötü görünüşüne karşın gülümser gibiydi. Sahibi onu yitirdiğini henüz farketmemişti anlaşılan. Schwartz’ın ayağını tekrar kaldırıma bastığı pek söylenemez…

Chicago’nun bir başka semtinde Nükleer Araştırma Enstitüsü yükseliyordu. Buradaki adamların insan karakterinin temel değeri konusunda birçok teorisi vardı. Ama bunlardan biraz utanıyorlardı. Çünkü bu değeri ölçecek araç henüz yapılmamıştı. Bu konuyu her düşündüklerinde de, «Gökten inecek bir gücün, insan doğasının, o lanet olasıca insan zekasının her ilginç ve masum buluştan öldürücü bir silah oluşturmasını engelleyeceğini umarım,» diye geçiriyorlardı.

Yine araştırma güdüsünü yenemedikleri için ileride bir gün Arzın yarısını ortadan kaldırabilecek nükleer çalışmalarla ilgilenen bu adamlar, zor durumda kalan önemsiz bir insanı kurtarmak için kendi hayatlarını tehlikeye de atıyorlardı.
Dr. Smith’in dikkatini önce kimyagerin gerisindeki mavi ışıltı çekti. Adam, yarı aralık kapının önünden geçerken bu pırıltıya bir göz attı. Neşeli bir genç olan kimyager üzerinde hacim ölçüleri olan bir şişeyi eğmişti. İçindeki karışımın hazır olduğu anlaşılıyordu. Şişeden akan sıvının içinde beyaz bir toz, ağır ağır eriyordu. Hepsi bu kadar. Sonra, Dr. Smith’in birden duraklamasına yolaçan ön sezileri, onu harekete zorladılar.

Dr. Smith içeri hızla dalarak bir cetvel kaptı ve bununla masadaki her şeyi yere süpürüverdi. Eriyen madenin çıkardığı o korkunç hışırtı duyuldu. Dr. Smith, bir ter damlasının burnundan kaydığını hissetti.

Genç kimyager boş gözlerle yere baktı. Erimiş olan gümüşümsü madde, yerde, saçılaığı biçimde, ince çizgiler halinde donmuştu bile. Yine de bundan etrafa ısı yayılıyordu.

Kimyager usulca, «Ne oldu?» dedi.

Dr. Smith omzunu silkti. O da ne olduğundan emin değildi. «Bilmiyorum… Bunu sen bana söyle… Ne yapıyordun?»
Kimyager kekeledi. «Bi-bir şey yaptığım yoktu. Bu sadece bir kaba uranyum örneğiydi. Elektrolitik bakır tesbiti yapıyordum… Ne olduğunu anlıyamıyorum.»

«Ne olduğunu bilmiyorum, delikanlı, ama sana ne gördüğümü anlatabilirim. O platin potasının üzerinde bir korona belirmişti. Yani şiddetli bir radyasyon vardı. Uranyum

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: