Damga / Reşat Nuri Güntekin

27 Mart 2020

DamgaDamga

Damga’dan…

Çınarın altında durduğum o birkaç dakikada tamamıyle eski İffet olurum.

Sonradan öğrendiğime göre annem, idareli bir kadınmış. Onun» ölümü, konağımızı pek bozmuş.

Paşa babam, evinin işlerine hiç alâka göstermezmiş. Rahmetli büyük ağabeyimiz müsrif ve çapkınmış. Kızkardeşlerimin hiç bir şeye aklı’ er-mezmîş… Annemin ölümünden sonra cahiL lalalar, hırsız vekilharçlar eline düşmüşüz. Ben de pek iyi bilirim. Paşa babam, onbeş günde bir saraya gider; geri kalan vakitlerini odasında kocaman ciltli Arabî, Farisî kitaplar arasında geçirirdi. Mahmut Efendi isminde bir ihtiyar hemdemi vardı ki konaktan hiç eksik olmazdı. Birkaç sene Muzaffer ağabeyimle bana hocalık eden bu Mahmut Efendi fakir, kendi halinde bir adamcağızdı. SarıgüzeFde küçük bir evde otururdu. Eskiden sarıklı imiş, camilerde Mesnevi okuturmuş. Bizim zamanımızda bazı kibar ailelerin çocuklarına hususî ders vermekle yaşardı.

Babamı pek seyrek görürdüm. İri yapılı, heybetli bir adamdı. Beyaz takkesinin kenarlarından çıkan seyrek uzun kır saçları; sert kıllı kanşık sakalı, büyük kırmızı yüzündeki iri burnu ile bana sevgiden ziyade korku verirdi. Hele gür kaşları altındaki iri siyah gözlerine hiç bakamazdım.

Babam, bizimle hiç konuşmazdı. En büyük iltifatı binde bir çenemi sıkıp yanağıma kuvvetli bir fiske vurmaktı.

Onu şal hırkasiyle köşedeki sedirde eski kitaplarıı karıştırıyor, karşısında daima kırık, çarpık bir tavırla iki dizinin üstünde oturan Mahmut Efendi’ye Farisî beyitler okuyor görürdüm.

Beni annemin Kâmiyap kalfa ismindeki ihtiyar Çerkez dadısı büyütmüştü. Onu ana bildim ve öyle sevdim.
Konağın en yukarı katında, bahçe üstünde bir oda vardı. Kstıiyap kalfa ile orada haşır neşir olur, hatta bazen yemeklerimizi bile orada yerdik.

Odamızın pencereleri harem bahçesi ile karşıdaki cami avlusunua bir köşesine bakardı. Akşam üstleri bu avluda oynayan çocukları daha iyi görmek için sandalyelerin, duvar yastıklarının üstüne çıkar, pencere pervazlarına tırmanırdım. Çok yaramaz bir çocuktum. Konuşan, bağrışan, dövüşen çocukları gördükçe ağzımın suyu akardı. Konakta benimle akran çocuk yoktu. Ara sıra misafir gelen amca oğullan, teyze kızlarıyla başım hoş değildi. Bu mağaza

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: