Otorite / Richard Sennett

27 Mart 2020

OtoriteOtorite

Otorite’den…

Duygu kavramının latincedeki kök anlamı istikrarsızlığı ifade eder.

Aristoteles’e göre duygularımız değişiklik gösterir; çünkü kıskançlık, kızgınlık ve sevgi duyumlar üzerinde düşünüp taşınmanın bir sonucudur.

Duygudan yoksun olsaydık, çevremizdeki olayların tam anlamıyla farkında olamazdık. Sağduyulu görülen bu kavrayış, psikoloji tarihinde egemen olmamıştır. Son kuşakla birlikte Aristoteles’in bu görüşü çeşitli yollardan yeniden öne çıktı. Kıta Avrupa’sı psikolojisinde bu görüş Jean Piaget’nin Anglosakson dünyasındaysa, Jenome Bruner’in eserlerinde kendisini gösterir.

Bu görüşün toplumsal bir yanı da vardır. Duygular aracılığıyla insanlar birbirlerinin farkına vardıklarını ifade ederler. Bununla birlikte bilişsel psikoloji ve psikanalizin daha toplumsal olduğu yerde bu kabul edilmemektedir.

19.yy’a kadar ne akademilerde ne de toplumda düşünce biçimi olarak

“toplumsal psikoloji” diye birşey yoktur. Bunun nedeni toplumsal koşulların insanın tabiatını temelde değiştirmediğinin düşünülmesidir.

Tek bir insan kızgınlık duyar, millet de kızardı; iki durumda da kızgınlık aynıydı.

18.yy’da Vico ile başlayan ve Darwin ile Marx’ın eserleriyle 19.yy’da tam güç kazanan tarihsel devrim bu görüşü köklü biçimde değiştirdi. Yeni görüşe göre, insanın doğasını, biyolojik, iktisadi ve kültürel koşullar biçimlendiriyor ve bu koşullar birbirlerine eklenerek birikiyor, böylece hiç kimse ve hiçbir çağ daha öncekilerin basit bir yenilemesi olmuyordu.

Evrensel olan yegane ilkeler değişim ilkeleridir.

19.yy’ın sonlarına kadar, bu toplumsal duygu analizinin adı konmamıştı. 1895’te Gustave Le Bon’un “Yığınların Psikolojisi” adlı eseriyle buna “toplumsal psikoloji” denildi. Le Bon’a göre yığınlar bireyden farklı davranırlar. Bu kalabalığın kollektif zihniyet kazandırmasındandır. Bir kalabalığı oluşturan topluluk tıpkı kimyada olduğu gibi -asit ile bazın tuz oluşturması- farklı özellikleri olan yeni bir bütün oluştururlar. 1920’lerde bu düşünce tarzı egemen olmuş ve birçok kitapta işlenmiştir. 1920’lerin sonlarında toplumsal psikoloji disiplini bölünmeye başlamıştır. Bu kitapta ele alınan bizzat duygunun toplumsal yapısını sorgulamak ve modern toplumda farklı türde duyguların nasıl farklı biçimde oluştuğunu incelemektir.

Otorite, kardeşlik, yalnızlık ve ritüel, dört farklı toplumsal duygudur.

Bunlardan üçü diğer insanlarla bağlar kurmaya dayanır. Diğer insanlara karşı neler hissettiğimizi tarihsel

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: