Eski Hastalık / Reşat Nuri Güntekin

29 Mart 2020

Eski HastalıkEski Hastalık

Eski Hastalık’tan…

Parçalanan otomobilin resmi, o otomobilden fırlıyan vücutların içine düştüğü bataklığın resmi, motor ve hastahanedeki resimler, nihayet Züleyhanm makasla kendi yanından koparılmış duvaklı resmi…

Yusuf, kızdığı ve düşündüğü zaman, alnında beliren o mavi damarla başını pencerenin ışığına çevirir, o resimlerin altındaki yazıları okurdu.

Alman gazetesindeki çantalı diplomat resmi, şimdi de Zü-leyhaya aynı hayali göstermeğe başlamıştı.

Genç kadın, sert bir baş hareketiyle bu hayali defetti ve gözlerini tekrar kapıya dikti.

Biraz sonra Yusuf, doktorla beraber odaya giriyordu.

Doktor, kapının yanında durmuştu. O, hiç telâşsız yatağa yaklaştı; eğildi ve karısını saçlarından öptü.

Sonra çocuk ok-şar gibi bir hareketle başını severek:

— Büyük geçmiş olsun Züleyha, dedi, bizi çok korkuttun… Geciktiğim için affet… Benim o hain arap sıtmasını biliyorsun ya… Bunu doktora da izah ettim.

— O halde sana da geçmiş olsun.

— Maşallah, seni iyi gördüm, Züleyha.

— Hiçbir şeyim kalmadı…

Doktor, evvelâ onları yalnız bırakıp gitmekle söze karışmak arasında tereddüdediyor gibiydi. Fakat, iki resmî dost gibi tabiî ve sakin konuşmağa başladıklarını görünce kendisinin de birkaç kelime söylemesi muvafık olacağını düşündü; yanlarına geldi; Züleyhaya hastalığında sormağa lüzum görmediği birtakım sualler sordu; kalçadaki son yaranın da kapanmak üzere olduğunu ve ehemmiyetsiz bir pansımandan başka yapılacak iş kalmadığını söyledi; sonra Baş Şvesteri önüne alarak çıkıp gitti.

Odada yalnız kalmışlardı.

Yusuf, ayakta duruyor, etraftaki eşyayı dikkatle gözden geçiriyordu.

Züleyha, evvelâ kocasının kendisine bakmağa ve konuş-. mağa cesaret edemediği için böyle yaptığını zannetti ve cümlesini okumağa hazırlandı. Fakat o, buna meydan bırakmadan söze başladı:

— Garip intizam!.. Karyolanı odanın bir köşesine tıkmışlar, dolapları, masaları pencere önlerine dizmişler… Biraz evvel, doktor, senin mütemadiyen dalgın yattığını söylüyordu. Hakkın varmış…

Arasıra gözlerini açtıkça karşında seyredilecek bir şey bulsaydm elbette böyle uyuşup kalmazdın…

Yusuf, her bulunduğu yerin hâkim ve sahibi kesilmek istidadında bir erkekti. Meselâ karısiyle bir otele gittiği zaman çabucak hizmetçileri, hattâ otelin sahibini hükmü altına alır, mutfağa emirler verir, eşyanın

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: