İnez’in Sezgisi / Carlos Fuentes

1 Nisan 2020

İnez'in sezgisiİnez’in Sezgisi

İnez’in Sezgisi’nden…

Uzun zamandır Maestro’nun yaşlı zihninde dönüp duran bir cümleydi bu. Yazmaya cesaret edemedi. Cümleyi bir kâğıdın üzerine aktarmanın uğursuz sonuçlar doğurmasından korkuyordu. Bundan sonra söyleyecek söz kalmayacaktı çünkü: Ne ölüm bilirdi ölümün ne olduğunu ne de canlılar. Sözel bir hayalet gibi,peşinde dolaşan bu cümle hem yeterliydi hem de yetersiz. Bir daha hiçbir şey söylememe pahasına her şeyi söyleyen bir cümleydi bu. Üstadı sessizliğe mahkûm etmişti. Yaşamını müziğe, Korsikalı kaba askerin kaba tanımlamasınca ‘gürültülerin en az rahatsız edenine’ adayan Maestro sessizlik hakkında ne söyleyebilirdi ki; sahi kimdi o asker, Bonaparte mı?

Yaşlı Maestro gözünü belli bir cisme dikerek saatler geçirirdi. Bir şey çalarsa marazi düşüncelerinin dağılacağından, nesnelere yapışacağından çekiniyordu sanki. Müzikle nesnenin yerini değiştirmenin bedelinin ne kadar yüksek olduğunu keşfetmişti. Müzik ve ölüm onu (ya da birbirlerini) yaşlı bir adam gibi ve yaşlı bir adam olarak tanımlıyorlarsa, belleğinin bir nesneye tutunması da çaresiz ona, doksan üç yaşındaki bu adama yer çekimi, özgül ağırlık kazandıracaktı. O ve nesnesi. O ve ele gelen, kesin, görünen, değişmez bir biçimi olan cisim.

Bu cisim bir mühürdü.

Arma ve nişanların üzerindeki bal mumu, metal ya da kurşun daire değil, kristal bir mühür. Kusursuz bir küre ve kusursuz biçimde bütün. Bir belgeyi, bir kapıyı ya da bir kasayı kapatmakta kullanılacak bir mühür değil; kendi dokusu, kristal yapısı nedeniyle hiçbir nesneye yapışmayacak bir mühür. Kendi kendine yeterli, hiçbir kullanımı, bir zorunluluğa ilişkin yaptırımı bulunmayan, bir tartışmayı ya da barış antlaşmasını etkilemeyen, bir kaderi belirlemeyen ya da geri dönüşü olmayan bir karara esin vermeyen bir mühür.

Ne işe yarayacağı pek bilinemese de her şey kristal mühür olabilirdi. Yaşlı Maestro pencerenin yakınında, üç ayaklı bir masanın üzerinde duran kusursuz küresel nesneye derin derin dalar, ona geleneğe özgü nitelikleri -otorite, özgünlük ve onama simgelerini- ithaf etmeye çalışırdı; ama mühür bunların hiçbiriyle tam anlamıyla bir bağ oluşturmazdı.

Neden?

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: