Çıplak Ceset / Celil Oker

6 Mayıs 2020

Çıplak CesetÇıplak Ceset

Çıplak Ceset’ten…

Cessna Skylane RG uçağımla Chicago O’hare Uluslararası Havaalanı‘na inişe geçmişken içerden telefon çaldı.

Açık pencereden gelen rüzgâr, motorun sesi ve tam o sırada indirdiğim tekerleklerin gürültüsü önce telefonun zırlamasını algılamamı engelledi. Gözüm altimetreyle vertical speed indicator arasında, kendimden intikam almaya çalışır gibi kurallara uygun bir iniş yapmaya uğraşırken soğuyan neskafemden aceleyle bir yudum daha aldım. Görünürlerde başka uçak yoktu.

Pisti ortaladığımı sanırken ani bir yan rüzgâr küçük uçağımı şiddetle salladı. Gazı bir kıl daha kestim. İkinci kez çalan telefonu öfkeyle algıladım, umursamadım. Uçağın burnunu biraz yukarı kaldırdım. Hızım her zamanki gibi fazlaydı. Biraz daha gaz kestim.

Telefonun sesini üçüncü kez duyduğumda küfrettim. Adam gibi bir iniş yapmamı engellemeye çalışan düşüncesiz beklemeliydi. Daha da gaz kestim. Uçağım beni panikletecek ölçüde büyük bir yunuslama hareketine girdi. Tekrar gaz verdim.

Avuçlarım hafif terlemişti. Canım sigara istiyordu ama zamanım yoktu.

Gitgide yaklaşan piste göre burnumu biraz daha kaldırdım. Fazla geldi. Ya da ben öyle sandım. İndirdim. Artık göstergelere bakmıyordum. Bakmalıydım ama bakmıyordum. Binlerce kez uçak indirmekle oluşan içgüdüyü bile yenen bir panikle bu kez yeniden kaldırdım.

Pist altımdaydı. Hızım fazlaydı. Gazı sonuna kadar kıstım. Erken gelen stall uyarı sinyalinin sesi dördüncü kez çalan telefona karıştı. “Dur lan bir dakika…” dedim telefona.

Altımda, saniyeler geçtikçe daha da kısalan pisti kaçırmamak için uçağın burnunu hızla indirdim. Yapmamalıydım. Tekerleklerin pistle teması sert oldu.

Çok sert. Önce uçağın camında çatlaklar belirdi, sonra müthiş bir gürültü ve en son olarak ekranın en altında “You have crashed!” yazısı.

Zavallı Cessna’m gözlerimin önünde parçalara ayrılırken, beşinci kez çalan telefonun sesiyle birlikte bilgisayarın önünden kalktım, içeriye koştum.

Telefonu kaldırıp “Efendim…” diye havladım.

Arayan belki de umudu kesmişti, bir süre ses gelmedi karşıdan. Sonra İstanbul dışı, kalınca bir kadın sesi duydum:

“Remzi Ünal… Remzi Ünal’la mı görüşüyorum?”

“Evet, Remzi Ünal” dedim. Remzi Ünal… Şu, Hava Kuvvetleri’nden müstafi, THY’den kovulma

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: