Tanrı Misafiri / Reşat Nuri Güntekin

11 Mayıs 2020

Tanrı MisafiriTanrı Misafiri

Tanrı Misafiri’nden…

Bahçenin bir tarafında, bazı, kendi eliyle nadide salatalar yetiştirirdi.

Bir cuma sabahı, elinde süzgeçli kovasiyle oraya gidince, hayret ve dehşetten donakaldı. Bahçenin, o parçasından kasırga geçmiş gibiydi,… Hemen Elif ablaya seslendi. Parmağıyla, tahta perdenin yıkık bir yerini işaret ederek:

— Elif abla, buradan komşunun sığırları geçmiş; kör müydü gözün?

Diye bağırmağa başladı?

— Efendi, o kadarcık yerden sığırlar geçer mi? Onîan, misafir yemiş olacak!,.

— Deme Allahaşkına… Mümkün değil…

— Ağaçlara da sığır çıkmadı ya!..
Hacı Ali Efendi, başını kaldırdı. Ağaç1 arda ham yemişlerden bir tane kalmamıştı. Ev sahibi, Hafıza doğru yürüdü. Fakat, o, fırtınayı hissedince, hemen namaza durmuştu. Hacı Ali Efendi, Allahın huzuruna yüz çevirmiş bir adama, söz söyleyemezdi. Fakat, hiddetini de yenemediği için, avaz avaz bağırdı:

— Kör müydün be kadın ? Bahçeye sığır girer de senin haberin olmaz? Hele o sığırı ben bir yakalayım. Alimallah sopa ile birer birer düşerini sökeceğim…

O gün Hacı Ali, saatlerce Hafızın etrafında döndü. Fakat, babasının, kim bilir hangi vasiyetini yerine getiren, hafız Ilyas, selâm vermeden, yüzlerce rekât namaz kıldı.

Hacı Ali, artık evde duramadı. Entarisinin üstüne kürkünü giyerek sokağa fırlamak istedi. Fakat, lâstikleri bir türlü ayakkabılarına geçmiyordu. Ev sahibi, lâstiği eline alarak, içini muayene etti. Ucuna kocaman bir kâğıt parçası tıkanmıştı. Hayretle kâğıdı açtı. îçinde berbat bir yazı, ondan daha berbat bir imlâ ile, karınca duası gibi, anlaşılmaz bir şeyler yazılıydı…

Hacı Ali Efendi, gözlüğünü takarak onu okumağa çalışırken kadınlar:

— Mutlaka, büyü olmalı!..
Diye söyleniyorlardı, Kudsiye hanım, ağ> ağır başını sallayarak:

— Tevekkeli değil, damadım o kadar celalli oldu. tkide bir, Tanrı misafirini koğmae” Akıyor…

Kâğıt, büyü değil, Hafızın velinimetine bir arızası idi. Uzun* anlaşılmaz bir duadan sonra, tıraş ve hamam parası istiyordu. Ev sahibi:

— Bu da bir cilve-i Sübhaniye!.. Hikmetinden sual olunmaz…

Diye söylenerek, kayınvaldesine iki çeyrek uzattı. Sonra, kapıdan çıkarken, kendi kendine mırıldandı:

— Öyle ya… Herife silsilemizi bellettikten sonra, hamam parasını neye

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: