Kanlı Hasat / Dashiell Hammett

29 Haziran 2020

Kanlı HasatKanlı Hasat

Kanlı Hasat’tan…

Üç çeyrek saat geçti. Onbiri beş geçe bahçeden acı fren sesi duyuldu. İki dakika sonra Bayan Willsson odaya girdi. Şapka ve paltosunu çıkarmıştı. Yüzü bembeyaz, gözleri buğuluydu.

“Çok affedersiniz,” derken yüzünde sert bir çizgi meydana getiren dudakları titriyordu. “Boşuna beklemişsiniz, kocam gelmeyecek.”

Ona, kocasını ertesi sabah Herald’den arayacağımı söyledim.

Sol ayağındaki yeşil terliğin uç kısmı dikkatimi çekti, kan gibi ıslak, yapışkan bir şeye bulaşmıştı. Bunu, kendi kendime tartarak evden uzaklaştım. Broadway’e kadar yürüdüm sonra, bir arabaya atladım. Belediye binasının önündeki kalabalığı merak ederek, otelime üç sokak kala arabadan indim.

Otuz, kırk kadar erkek ve bir grup kadın, üstünde Polis Şefliği yazan bir kapıya bakıyorlardı. Kalabalıkta madenciler, tulumlarıyla ocaklarda çalışan işçiler, bilardo ve dans salonlarının süslü oğlanları, renksiz yüzlerine çekidüzen vermeye çalışmış parlak kostümlü adamlar, “namuslu koca’ bakışı taşıyan adamlar, yine sıkıcı namusluluklarıyla birkaç kadın ve ayrıca gece kadınları vardı.

Buruşuk, gri renkte kostümlü, topluluğun dışında kalmış, geniş omuzlu adama yaklaştım. Adamın yüzü de gri renkteydi. Oysa daha ancak otuzunda olduğu belliydi. Yüzü geniş, sert çizgili ve zeki ifadeliydi; yalnız dudakları da gri renkteydi. Boynunda, pamuklu gri elbisesinin içinden bir gül gibi açılmış kırmızı renkte bir Windsor kravat vardı.

“Patırtı ne?” diye sordum.

Karşılık vermeden önce beni dikkatle inceledi. Haberin emin ellere gidip gitmeyeceğini araştıran bir hali vardı. Elbisesi gibi gri renkte fakat o kadar yumuşak olmayan gözlerini gözlerime dikti.

“Don Willsson, Allah’ın sağ elinin üstüne oturmaya gitmiş; tabii Allah, kurşun deliklerini seyretmekten şikâyet etmezse.”

“Kim atmış kurşunlan?”

Gri renkteki adam ensesini kaşıdı ve:

“Elinde tabanca taşıyan birisi,” dedi.

Benim bilgiye ihtiyacım vardı soğuk şakaya değil. Eğer kırmızı kravat beni ilgilendirmemiş olsaydı şansımı topluluğun başka bir üyesinde denerdim.

Açıklamaya başladım:

“Ben bu şehrin yabancısıyım, alayı bırakın da doğru dürüst anlatın şunu, zaten biz yabancılarla hep alay edilir.”

“Donald Willsson, Sabah ve Akşam Herald’inin sahibi ve yayın müdürü

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: