Alfred ile Emily / Doris Lessing

27 Temmuz 2020

Alfred ile EmilyAlfred ile Emily

Alfred ile Emily’den…

Royal Free Hastanesinde. Artık evde kalamazdı: Resmen kapı dışarı edilmişti.

Ona, “Eşiğimi bir daha aşındırma,” denmişti. Şimdi bu cümleyi yinelemek, belli bir doygunluk sağlıyordu, sözcükleri tekrarlarken babasını, John McVeagh’ı dilinde yuvarlayıp dışarıya tükürüyor, onunla ilişiğini kesiyordu sanki.

“Dediğine göre, kendimi artık onun kızı saymamalıymışım,” diye ekledi, öfkeyle, çaresizlikle; yaşlar gözlerinden boşanıverdi.

“Canım benim,” dedi Bayan Lane; kolunu Emily’nin omzuna doladı, ateş basmış, ıslanmış yanağından öptü. “Ne dediği hiç önemli değil. Sen onun kızısın ve bu gerçeği hiçbir şey, hiç kimse değiştiremez.”

Kriket sahasından alkışlar yükseldi. Yakışıklı delikanlı oyun dışı kalmıştı, ama anlaşılan rezil rüsva olacak şekilde değil, çünkü seyircilerin arasına dönerken, onu alkışlayanlar oldu. Az önce onu seyretmekte olan annesinin çekip gitmiş olduğunu görünce, hiç şaşırmadı.

Emily’nin başının üstünden o yana bakınca, Bayan Tayler’ın, bu kibarlıktan nasibini almamış kadının gittiğini Bayan Lane de gördü.

Alfred yanına gelince, Bayan Lane Emily’yi bıraktı, annesinin yokluğunu telafi etmeye çalışırcasına delikanlıyı kucakladı.

“Öyle başarılıydın ki,” dedi. “Bravo, Alfred.”

Alfred duraksadı, adını bilmediği kızın ağladığını görmüştü, kendini az uzaktaki iskemleye bıraktı.

“Ah, canım,” dedi müşfik Bayan Lane yeniden Emily’ ye sarılırken. “Ah, canım, canım. Keşke anlayabilseydim.”

Alfred kriket maçını izliyordu, ama başını Bayan Lane’in omzuna bırakmış olan kızın söylediklerini duyamayacak kadar kaptırmamıştı kendini. “Benim için doğrusu bu, biliyorum. Bundan eminim.” Alfred’in kaçmak ister gibi bir hali vardı, sonra fikrini değiştirdi, semavere gidip birkaç fincan çay aldı, getirip şeker kâsesiyle birlikte üç kadına verdi. Daisy’ye fincanını uzatırken, çok alçak sesle, “Bu kim?” diye sordu, Daisy de, “Emily,” dedi, başkaca bir şey söylemek gereksizmiş gibi. Sonra, ekledi: “Benim arkadaşım.”

Ah, Emily bu demek, diye düşündü Alfred; Emily hakkındaki her şeyi biliyordu elbette, çok dinlemişti onu. Gerçek birinin gerçekliğiyle -bu durumda, hıçkıran, saçı başı dağılmış, genç bir kadınla- yüz yüze gelenlere sıkça olduğu gibi, ona baktı, baktı ve bu kızın Daisy için

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: