Çağrışım Çıkmazı / Osman Başıbüyük

10 Ağustos 2020

Çağrışım ÇıkmazıÇağrışım Çıkmazı

Çağrışım Çıkmazı’ndan…

Bir daha bakamam gözlerine… Görünce o gözleri, içime ayaklarımdan beynime ilerleyen karınca sürüleri giriyor ellerinde meşaleleriyle. Karıncaları öldürmek için kendime çatıyorum, kendime kızıyorum…

Durgunluk aylarca…

Olamaz! Sen de kimsin be adam? Ben daha yakışıklıyım, bakışlarım daha sevinç dolu, daha anlamlı seninkilerden. Şu gözlerine bir bak iğrenç mahluk. Evrene sevgi değil, nefret saçan bakışlar bunlar. Karmakarışık saçların… Tiksinti uyandırıyor bakımsız, uzamış sakalların. Özellikle de karşımda o duruşun. Kimsesizliği, sevgisizliği anlatıyorsun bana. Bir de ağlıyorsun bu tezat bedenin içinde… Yoksa?… Yoksa sen gerçekten ben misin?…

Bakışlarım bu kadar mı ölü, suratımda bu kadar mı acı izi var gerçekten? Yazıklar olsun sana ayna… Sen de mi artık benden yana değilsin? Küstün mü aylarca sana bakmadığım için? Bu yüzden mi çektiriyorsun bana bunları?..

İmgelemim, duygularım, hayallerim… Neredesiniz?..

Neredeyim ben? Yitirdim her şeyin anlamını. Artık hiçbir şeyin tadı aynı değil eskilerdeki gibi. Yoksa birileri mi kusuyor yiyeceklerimin üstüne? Karıncalarım mı kemiriyor yiyeceklerimi? Senelerdir yattığım bu yatak gerçekten benim mi?..

Rahatlık vereceğine neden hüzün veriyor bana?.. Kim değiştirdi bu odayı? Neden her yer karanlık? Neden beyazların üzerine dökülmüş karanlık tablolar? Kim değiştirdi eşyalarımı? Neden ters duruyor üzerinde binlerce kelime yazdığım, onun adını kazıdığım masa? Neden kırık bütün lambalar? Neden halı yerine serili duruyor yırtık kitaplar? Neden bu kadar rahatım? Neden her şey anlamsız ve bir o kadar tanıdır bu karmaşa yığınının içinde? Kim değiştirdi beni?!! Bu değilim ben. Eminim… Zihnim anılarımı anımsatıyor ama yanmış gibi hepsi… Seçemiyorum kesin olarak hiçbir şeyi.

Annem vardı bir zamanlar. Hala var doğru. Dün konuştum onunla. Bana yine çocukken uyumak için dinlediğim şarkıları söyledi. Sonra kapadı telefonu. Ne güzel şeymiş anneye sahip olmak. Kucağına başını yaslayıp, anlatmak ona ve ağlamak doyasıya… Uyurken mırıldanmak onu sevdiğini. Gözlerini kapadığında sıcaklığını hissetmek gönlünün ve ruhunun her yerinde. Anlamaya çalışmak onun bu bitmek, tükenmek bilmez sabırlı sevgisinin nedenini… Artık konuşmak istemiyorum

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: