Rüzgargülü / Ursula K. Le Guin

24 Eylül 2020

RüzgargülüRüzgargülü

Rüzgargülü’nden…

Gerçekten de Adelie lehçesinden —ya da herhangi bir kinetik metin grubundan— yapılan, çeviri adını verdiğimiz yorumlar basit bir ifadeyle notlardan ibarettir; operasız libretto gibidir. Bale versiyonu ise hakiki çeviridir. Kelimelerle anlatılan her şey daima eksik kalır.

Bu nedenle, bu iddiamın öfke haykırışları veya kahkahalarla karşılanacağını bile bile hayvandilbilimciler için —sanatçı ve amatörlerin tersine— Penguence’deki kinetik deniz yazılarının en az umut veren çalışma alanı olduğu kanısındayım: Dahası tüm o çekiciliği ve görece yalınlığına rağmen Adelie lehçesinin İmparatordan daha az umut veren bir alan olduğu görüşündeyim.

“imparator!” Meslektaşlarımın tepkisini tahmin edebiliyorum… imparator! Tüm Penguen lehçeleri içinde en zor, en uzak olanı. Bizzat Profesör Duby’nin, “İmparator penguenin edebiyatı Antarktika’nın donmuş yüreği kadar erişilmez, ulaşılmazdır. Güzellikleri başka bir dünyaya aittir; bizim için değildir” sözleriyle ifade ettiği dil.

Olabilir. Zorlukları yadsımıyorum. Bunlar arasında hiç de yabana atılmayacak biri de İmparatorların diğer penguenlerden çok daha içe dönük ve kapalı, vakur yaradılışlarıdır. Ama paradoksal bir biçimde, benim umut bağladığım şey de işte bu içe kapalılıktır. İmparator yalıtılmış değil toplumsal bir kuştur ve üreme dönemlerinde karaya çıktığı zaman Adelie gibi koloniler halinde yaşar; ama bu koloniler Adelie türlerinden çok daha küçük ve sessizdirler. Bir imparator kolonisinin üyeleri arasındaki bağlar, toplumsal olmaktan çok kişiseldir. İmparator bir bireycidir.

Bu yüzden İmparator edebiyatının koro halinde değil, tek tek yazarlar tarafından oluşturulduğuna kesin gözüyle bakıyor ve bundan ötürü insan konuşma diline çevrilebileceğini düşünüyorum. Kinetik bir edebiyattır bu; ama deniz yazınının uzamsal olarak yaygın, hızlı, çok katlı korolarından ne kadar da farklıdır! Tam bir çözümleme ve aslına yakın transkripsiyon nihayet mümkün olacaktır.

“Ne!” diyecek eleştirmenlerim, “orada, kış ortası karanlığında, buzullarda -60 derece soğukta, asla erimeyen buzlar üzerinde, ayaklarının dibinde birer yumurtayla oturan birkaç garip kuşun acayip şiirini kaydetmek için kalkıp da Cape Crozier’e, buzullara, -60 derece soğuğa mı yollanacağız?”

Benim cevabım evet! Profesör Duby gibi benim de önsezilerim bu şiirin, yeryüzünde bir eşini

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: