Arzu / Elfriede Jelinek

2 Ekim 2020

ArzuArzu

Arzu’dan…

Kadının evini diğerlerinden ayıran perdeleridir; diğerlerinin de kendi evleri ve kendilerine özgü özellikleri vardır. Fakirlerin hile kendilerine ait başlarını sokacak bir yerleri vardır. Barınaklarında onlan birleştiren sevimli yüzleridir, ayıransa hep aynılıklardır. Benzerlikler içinde uykuya dalarlar; kendilerini müdüre ait hissederler, yanı başlarında nefesini hissettikleri ve sonsuza dek babaları olacağını bildikleri müdüre… Bu adam gerçekleri nefes alıp verir gibi dağıtır ve bir o kadar doğal tepkiler verir; şu sıralar kadınlardan o kadar bıkmıştır ki yüksek sesle bağırır. Artık sadece birisine, yani kendisine ait olana ihtiyacı olduğunu haykırır. O, çevredeki ağaçlar kadar bilgisizdir. O evlidir, evlilik onun zevkleriyle, büyük bir karşıtlık oluşturur. Evli çiftlerin yüzleri, artık birbirlerinin yüzlerine baktıklarında kızarmaz. Gülmek ve onlar dünde de bugünde de, birbirleri için vardırlar.

Kış güneşi bu günlerde küçüktür ve burada yetişen genç Avrupalı neslin ya da kayak yapan turistlerin ümidini kırmaktadır. Kâğıt fabrikasında çalışanların çocukları sabah altıda kalkıp ahıra giderek hayvanlara acımasız yabancılar gibi davrandıklarında dünyayı tanıyabiliyorlardı. Kadın çocuğuyla dolaşmaya çıkar. Kadın burada bulunan bütün bedenlerin yarısından daha fazlasıdır, diğer yarısı kâğıt fabrikasın da sirenler çaldığında kocasının altında çalışmaya başlayanlardır. Ve insanlar altlarından uzanan diğerlerine büyük bir bağlılık gösterirler. Kadın büyük ve duru bir kafaya sahiptir. Kadın çocuğuyla birlikte yaklaşık bir saat kadar dolaşmaya çıkar, ama çocuk ışıktan sarhoştur, en çok istediği şeyse spor yapmaktır. Bir an gözden kaybolduğunda ufak bütün kemiklerini karın üstüne atar ve kar topları fırlatır. Yer sanki kanla temizlenmiş gibidir. Karla kaplı yolda etrafa dağılmış kuş tüyleri bulunur. Bir sansar ya da bir kedi doğa kanununu yerine getirmiş, patilerinin üstünde avına yönelmiştir ve bir hayvan başka bir hayvana yem olmuştur. Leşi ortada gözükmüyor.

Kadın şehirden buraya getirilmiştir; kocasının kâğıt fabrikasının işletmeciliğini yaptığı yere. Adam buradaki yaşayanlarla bir tutulamaz, o tek olan bir olgudur.

Adam. O hâlâ konuşulması mümkün olan tek ve büyük bir mekândır. Erkek çocukların da yakında keman çalmaya

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: