Ölesiye Yaşamak / Erich Maria Remarque

12 Ekim 2020

Ölesiye YaşamakÖlesiye Yaşamak

Ölesiye Yaşamak’tan…

Heinrich Kroll ve Oğulları mezar anıtları firmasının bürosu güneş ışığı içindeydi. 1923 yılının Nisan aynıdaydık ve alış verişimiz yolunda gitmekteydi. İlkbahar bizi bunaltmamıştı. Parlak satışlar yapmış ve bu yüzden de adamakıllı yoksullaşmıştık. Ama elden ne gelir? Ölüm katı yüreklidir ve gelince de geri çevrilmez. İnsanoğlunun yası ise mermerden, ödtaşından anıtlar dikilsin ister; hele geride kalanlardaki suçluluk duygusu büyük ya da konulan miras yüklüceyse, bu anıtın her yanı perdahlanmış, kıymetli siyah İsveç granidinden olmasını arzu eder.

İlkbaharla güz yas malzemesi tüccarları için en güzel mevsimlerdir. Bu dönemde yaz ve kıştan daha çok insan ölür. Güzün özsuyu çekildiğinden ölür; baharda ise özsuyu insanın içinde kaynamaya başlar ve gücünü yitirmiş olan vücut, fitili çok kalın incecik bir mum gibi kendini çok çabuk yiyip bitirdiğinden ölür. Bunun böyle olduğunu bizim işgüzar temsilcimiz, kent mezarlığında kazıcı Lieber-mann söylüyor. Kendisi bu işleri iyi bilenlerden olmalı. Seksen yaşındadır, on binden fazla ölü gömmüştür.

Mezar anıtlarından aldığı komisyonlarla ırmak kıyısında bahçeli bir evle, bir de alabalık üretme yeri satın almış ve mesleği yüzünden de sırsıklam bir ayyaş olup çıkmıştır. Tiksindiği tek şey kentteki Krematoryumdur. Onca dürüstçe olmayan bir rekabetti bu. Fırının varlığı bizim de hoşumuza gitmiyordu. Ölü küllerinin kavanozlarıyla hiçbir şey kazanılmazdı.

Saate bir göz attım. Öğleye pek bir şey kalmamıştı. Günlerden cumartesi olduğundan çalışmaya son verdim. Yazı makinesinin üzerine kapağını geçirdim. Presto marka teksir makinesini de perdenin arkasına taşıdım. Taş örneklerini bir kenara topladım. Savaşçı anıtlarının ve işlemeli mezar süslerinin fotoğraflarım tespit banyosundan çıkardım. Burda yalnız reklam şefi, ressam ve muhasebeci değil, aynı zamanda bir yıldan beri de firmanın tek büro elemanıydım. Hem de bu işleri ömründe hiç yapmamış cinsten bir elemandım.

Çekmeceden keyifle bir puro çıkardım. Siyah bir Brezilya purosuydu. Bunu bana sabahleyin gelen Würtem-berg madeni eşya fabrikasının gezgin satıcısı vermişti. Amacı benden daha sonra bronz bir çelenk koparmaktı. Puronun kalitesi çok iyiydi

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: